Satışlar Geriliyor, Piyasanın Dinamikleri Değişiyor
TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 azalarak 142 bin 390 oldu. İlk el konut satışları yüzde 3,9 artışla 51 bin 519’a yükselirken ikinci el satışlar yüzde 15,3 düşüşle 90 bin 871 olarak gerçekleşti.
Verileri değerlendiren Şeref Demir, toplam satışlardaki gerilemenin konuta yönelik ihtiyacın ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Barınma ihtiyacı devam ediyor. Ancak vatandaşların konut satın alma kararında finansman imkanları, gelir düzeyi ve geleceğe ilişkin ekonomik beklentiler belirleyici hale geliyor. İlk el satışlarda artış yaşanması, yeni konut piyasasının desteklenmesinin önemini gösteriyor. İkinci el satışlardaki belirgin gerileme ise piyasadaki hareketliliğin genele yayılmadığını ortaya koyuyor.”
İpotekli Satışlardaki Artış, Finansmanın Belirleyici Rolünü Gösteriyor
Eylül ayında ipotekli konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye ulaştı. Buna karşılık ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payı yüzde 16,4 seviyesinde kaldı. Ocak-eylül döneminde ipotekli satışlar yüzde 24,7 artışla 212 bin 210 olarak kaydedildi.
Şeref Demir, ipotekli satışlardaki artışın olumlu bir işaret olduğunu ancak konut kredilerinin piyasayı geniş ölçekte canlandırabilecek seviyeye ulaşmadığını belirtti.
“İpotekli satışlardaki artışı olumlu değerlendiriyoruz. Ancak toplam satışlar içinde krediyle alınan konutların payının yüzde 16,4’te kalması, finansmana erişimin hâlâ önemli bir mesele olduğunu gösteriyor. Vatandaşın uzun vadeli ve öngörülebilir koşullarla konut kredisine ulaşması, yalnızca satışları değil, konut üretimini ve sektörün ekonomik sürdürülebilirliğini de destekleyecektir.”
Yeni Konut Üretimi Desteklenmeden Piyasa Kalıcı Biçimde Rahatlamaz
Demir, konut piyasasının yalnızca satış rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek yeni konut üretiminin sürdürülebilirliği ile vatandaşların konuta erişiminin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Yüksek arsa ve inşaat maliyetleri, finansman giderleri ve üretim sürecindeki diğer yüklerin yeni konut arzını zorlaştırdığını ifade eden Demir, şöyle konuştu: “Bir tarafta konut sahibi olmak isteyen vatandaşlarımız, diğer tarafta artan maliyetler altında üretim yapmaya çalışan sektörümüz var. Bu iki tarafın ortak ihtiyacı, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir piyasa yapısıdır. Konut kredilerinin erişilebilir hale getirilmesi, ilk kez ev sahibi olacak vatandaşlara yönelik hedefli desteklerin geliştirilmesi ve yeni konut üretiminin önündeki maliyet baskılarının azaltılması gerekiyor.”
Demir, uygulanacak desteklerin yalnızca talebi artırmayı değil, yeni konut üretimini de teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Aksi durumda talepte yaşanacak canlanmanın üretime aynı ölçüde yansımayabileceğini ifade etti.
Sektörün Beklentisi: Öngörülebilir Finansman, Güçlü Üretim
Önümüzdeki dönemde konut piyasasının yönünü belirleyecek temel unsurların finansman koşulları, hanehalkının satın alma gücü ve yeni konut üretim maliyetleri olacağını belirten Şeref Demir, sektörün beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: “Konut sektöründe kalıcı bir hareketlilik için kısa vadeli çözümlerden ziyade öngörülebilir ve uzun vadeli politikalara ihtiyaç var. İlk kez konut alacak vatandaşlarımız için erişilebilir finansman imkanları geliştirilmeli, üretim yapan firmaların finansmana erişimi kolaylaştırılmalı ve yeni konut arzını destekleyecek bir politika çerçevesi oluşturulmalıdır.
Amacımız yalnızca daha fazla konut satılması değil; vatandaşlarımızın güvenli ve nitelikli konutlara ulaşabildiği, sektörün sürdürülebilir biçimde üretim yapabildiği dengeli bir piyasa yapısının oluşmasıdır. Konut, hem temel bir yaşam ihtiyacı hem de ekonominin önemli üretim alanlarından biridir. Bu nedenle konut piyasasına ilişkin politikalar, vatandaşın konuta erişimini ve üretimin devamlılığını birlikte gözetmelidir.”