Bir önceki dönemde İlhan Parseker, İbrahim Burkay’ın karşısına aday olarak çıkmış; seçim çalışmalarını yürütmüş, neden aday olduğunu sanayicilere ve iş dünyasının temsilcilerine anlatmıştı. Hatırladığım kadarıyla o dönemde siyasetin gölgesi iş dünyasının üzerine bugünkü kadar düşmemişti.
Bugün ise perde önünde İbrahim Burkay’ın karşısındaki isim Özer Matlı olarak görünüyor.
Kimilerine göre bu, BTSO’nun rutin seçim süreçlerinden biri olabilir. Ancak benim gördüğüm fotoğraf bundan çok daha büyük.
İbrahim Burkay’a karşı oluşan cephenin temel meselesinin sanayicinin derdine ya da ticaret erbabının sıkıntılarına çözüm üretmek olduğunu düşünmüyorum. Bana göre asıl mesele, perde arkasında süreci yönetenlerin yeni bir güç alanı oluşturma çabasıdır.
Görünürde Burkay’ın karşısında Özer Matlı olsa da bu mücadelenin arka planında Faruk Çelik’in bulunduğu Bursa kulislerinde uzun süredir konuşuluyor.
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında; Özer Matlı’nın BTSO seçimlerini kazanmasının ardından, bir sonraki yerel seçimlerde Enes Çelik’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığının önünün açılmak istendiği yönündeki değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Elbette bunlar siyasi kulislerde konuşulan iddialar ve değerlendirmelerdir. Ancak yaşanan gelişmeler, BTSO seçimlerinin yalnızca bir oda seçimi olmaktan çıktığı yönündeki soru işaretlerini artırıyor.
Bursaspor bu şehrin ortak gururu, aynı zamanda Bursa’nın en önemli markalarından biridir.
Ancak Bursaspor üzerinden BTSO seçimlerinin yürütülmesi bana göre son derece tartışmalı bir durumdur. Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in tribünlere Özer Matlı’yı selamlatması da bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu süreçte gördüğüm bir başka önemli nokta ise seçim rekabetinin giderek sertleşmesi.
Etik ve ahlaki değerlerin bir kenara bırakıldığı, siyasette görmeye alıştığımız yöntemlerin iş dünyasının seçimlerine de taşındığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Özellikle sosyal medya ve trol hesaplar üzerinden İbrahim Burkay’ı hedef alan söylemler, seçim yarışının seviyesini tartışılır hale getiriyor.
Oysa Bursa iş dünyasının asıl gündemi bu olmamalı.
Sanayicinin üretim yapabilmesi, ticaretin çarklarının dönmesi, ihracatın artırılması, istihdamın güçlendirilmesi ve Bursa ekonomisinin geleceğine yönelik yeni projelerin ortaya konulması konuşulmalı.
İbrahim Burkay, 13 yıllık başkanlığı döneminde çeşitli projeleri hayata geçirdi. Yeni dönem hedefleri doğrultusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesinin verdiği mesajın da iş dünyasında karşılık bulduğu kanaatindeyim.
Özer Matlı da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmeli; Bursa Ticaret Borsası’nda hayata geçirdiği projeleri ve BTSO için ortaya koyduğu hedefleri açık biçimde anlatmalıdır.
Bursa iş dünyasının ihtiyacı kulis savaşları değil, proje yarışıdır.
İşin bir başka dikkat çekici tarafı ise BTSO tarihinde belki de ilk kez gazetecilerin bu seçim yarışının bu kadar merkezinde yer almasıdır.
Geçtiğimiz günlerde bir gazeteci arkadaşımız yazısında, değişimin odalarda, derneklerde ve STK’larda başlayarak yukarıya doğru ilerleyeceğine yönelik bir değerlendirmede bulundu.
O zaman insan ister istemez soruyor:
BTSO seçimlerinde yaşanabilecek olası bir değişimle aslında neyin değişmesi hedefleniyor?
İktidar mı?
Siyasi dengeler mi?
Yoksa AK Parti içerisindeki güç dengeleri mi?
Çünkü adaylara baktığımızda her iki tarafın da benzer siyasi çizgide olduğu görülüyor.
O halde BTSO seçimlerinde yaşanan bu mücadeleyi yalnızca iş dünyasının kendi içindeki bir seçim yarışı olarak değerlendirmek giderek zorlaşıyor.
Ortaya çıkan görüntü, AK Parti içerisinde Bursa özelinde bir güç mücadelesi yaşandığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Eğer bütün bunlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesinden bağımsız şekilde yürüyorsa, o zaman mesele çok daha dikkat çekici bir noktaya geliyor.
Sonuç olarak Bursa iş dünyasının önünde önemli bir seçim var.
Bu seçimde konuşulması gereken; kimin kimi desteklediği, hangi siyasi ismin hangi adayın arkasında olduğu ya da sosyal medyada kimin kimi hedef aldığı değil, Bursa sanayisinin ve ticaretinin geleceğidir.
Adaylar projelerini ortaya koymalı, BTSO üyeleri de kararını bu projelere göre vermelidir.
BTSO üyeleri gayri ahlaki algılara pirim vermemelidir…
Görünen o ki, BTSO seçimleri, alışılmışın dışında ve oldukça garip bir süreçle ilerliyor!