Bursa Büyükşehir’de Büyük Ayıp:
İsmet İnönü Ne Alaka?!!!
Önceki gün Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin Temmuz ayı 2. oturumunda ilginç diyaloglar yaşandı.
Canlı yayınlanan meclis toplantısını baştan sona izledim.
Her ne hikmetse mevsimsel bir durum mu, yoksa toplumsal olarak yaşanan siyasal atmosfer ve sosyoekonomik krizin bir yansıması mı? Veya insanların kendi iç dünyalarında yaşadığı çelişkiler mi? Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi toplantıları iki oturumdur gerilimli geçiyor.
Ülke genelinde yaşanan siyasi açmazlar doğal olarak yerel yönetimlerin gündemine de yansıyor.
Kentin öncelikleri önceliklendirilmesi gerekirken, yarım yamalak tarih bilgileriyle kentin sorunlarıyla ilgisi olmayan bir konunun meclis gündemine taşınmasıyla ne amaçlanıyor?
İki oturumdur CHP grubu yaşanan gerilimlerin ardından meclisi terk ediyor.
Yerel yönetimlerin seçilmişleri, birbirlerine hitap ederken kullanacakları sözcükleri iyi seçmeli, seviyeyi yerlere paspas etmemeli.
İnsanların hassasiyetleri üzerinde kirli ayaklarla gezilmemeli!
CHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Emel Duman Hanımefendi’ye, gerilimin üst düzeyde olduğu ortamlarda daha sakin olmasını tavsiye ediyorum. Sözü olanlar öfkesini değil, sükûnetini ve bilgisini kullanmalı.
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın naif bir şekilde düşüncesini dile getirmesine, dinlemeden tepki gösteren AK Parti grubu meclis üyeleri, adeta şartlanmış bir ruh hâliyle hareket ediyor.
Neymiş; Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın 1. ve 2. İnönü cephelerinin komutanı İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe Hanım’ın Venizelos’un koluna girmesi… “Girdi mi, girmedi mi?” diyerek masaya vura vura bunu ısrarla Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin gündemine taşıyan AK Parti Grup Sözcüsü Alperen Aydın neyi amaçlıyor?
Mevhibe Hanım’ın Venizelos’un koluna girmesinin Bursa’ya ne gibi bir kötülüğü var?
Ama Kurtuluş Savaşı öncesinde Yunan işgal kuvvetlerinin, ecdadımız diye övündüğümüz Osmangazi’nin mezarını tekmeleyerek “Kalk da kurtar!” diyerek alay etmesinden daha kötü ne olabilir? Bir de o fotoğrafta sözde din adamlarının işgal kuvvetlerinin önünde el pençe durarak sırıtması kadar acı bir görüntü olabilir mi?
Hayatta bırakın İsmet İnönü’yü, günümüzde bile insanların namus ve iffeti üzerinden imalarda bulunularak itham edilmesi gibi gayriahlaki sözlerin sarf edilmesi kabul edilemez.
Tarihsel süreçleri değerlendirirken zaman zaman İsmet İnönü’yü eleştirmişimdir. İyi bir askerdi, iyi bir komutandı, inançlı bir insandı. Mustafa Kemal Atatürk sonrasında, 1938’den itibaren iyi bir siyasi çizgi izleyemedi. Siyasi olarak en büyük başarısı, Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na sokmamış olmasıdır. Çok partili hayata geçiş sürecinde Cumhuriyet devrimlerini sekteye uğratan siyasi bir çizgi izledi. Lakin Sayın AK Parti Grup Sözcüsü Alperen Aydın şunu iyi bilmeli; İsmet İnönü beş vakit namazında, niyazında mütedeyyin bir insandı. Bu ülkede onun döneminde başlayan süreçte imam hatip okulları açıldı. Rahmetle yâd edilmesi gerekir.
AK Parti Grup Sözcüsü Alperen Aydın, Bursalılardan özür dilemeli!
İsmet İnönü her nedense zaman zaman temcit pilavı gibi ısıtılıp gündeme getiriliyor.
Acaba İsmet İnönü üzerinden, açıkça dile getirilemeyen Cumhuriyet devrimlerine dair bir mesaj mı veriliyor?
Lakin yakın tarihimizde yaşanan 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi üzerine de konuşulacak çok şey var.
Bir dönem FETÖ ile iltisaklı olanların, birden kendilerini maskeleyip ucuz kahramanlıklar yaparak bu ülkenin değerlerine saldırdıklarını biliyoruz.
Evet, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin gündeminde İsmet İnönü’nün ne işi var?
Bursa Büyükşehir Belediyesinin en önemli gündemi, kentin Arap saçına dönen sorunlarının çözülmesidir.
Şehrin batı yakasında, Nilüfer ilçesi sınırları içerisinde bulunan Kayapa-Hasanağa Katı Atık Çevrim Santrali de bunlardan biridir.
Kayapa ve Hasanağa’da yaşayan insanlar, katı atık çevrim santralinin oluşturacağı olumsuzluklara karşı çıkıyor.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de katı atık santralinin çevreye ve tarımsal alanlara vereceği zararları dile getirdi.
Buna karşılık, Kayapa’ya neden katı atık santrali yapılması gerektiğini savunan yetkililer, dünyanın farklı şehirlerindeki uygulamaları örnek göstererek görüşlerini savundu.
Bursa’nın önceliklerinin başında bir kent anayasası gelmelidir. Anayasası olan kentlerde yönetimler değişse bile gelen yönetimler kafalarına göre işlem yapamaz; kentin anayasasına tabi kalır.
Bursa kavga değil, sorunlarına çözüm istiyor.
Bu alanlar kimsenin siyasi şov arenası değildir.