Bursa’nın Çığlığı: İznik Can Çekişiyor, Uludağ Susuyor!
Bursa, tarih boyunca yeşiliyle, bereketiyle ve ruhu besleyen cömert doğasıyla anıldı. Ancak bugün Doğu Marmara’nın incisi olan bu kadim coğrafya, tarihin en ağır ekolojik yıkımlarından biriyle yüz yüze.
Barajlar doluyor, son aylardaki yağışlar yüz güldürüyor; fakat yanı başımızdaki Marmara’nın en büyük tatlı su kaynağı, Türkiye’nin ise 5. büyük doğal gölü olan İznik Gölü, gözlerimizin önünde yok oluyor.
Kıyıları yüzlerce metre çekilen, eski iskeleleri tamamen karada kalan ve suları "orta altı/kirli" seviyeye gerileyen İznik Gölü, adeta imdat çağrısı yapıyor.
Kuraklık Bahane, Vahşi Tüketim Şahane!
İznik’teki felaketi sadece "iklim krizi" veya "küresek ısınma" ile açıklamak, gerçeğin üzerini örtmektir. Yıllık ortalama 22 santimetre seviyesinde gerileyen göldeki asıl trajedi; denetimsiz sanayi, vahşi tarımsal sulama ve kimyasal kirliliktir.
Çiftçi yılda birkaç ay tarlasını sulamak için binbir kısıtlamayla karşılaşırken; bölgedeki dev sanayi tesisleri, devasa pompalar ve borularla 12 ay boyunca gölün ve yer altı sularının iliğini kemiriyor. Bölgedeki ziraat odalarının feryadı yükseliyor: Yılın 365 günü sınırsız su çeken fabrikaların tahribatı, doğanın kendini yenileme kapasitesini çoktan aştı.
Daha vahimi ise dipte biriken kimyasal yük. Tarımsal ilaç atıkları ve kontrolsüz atık sular nedeniyle göldeki fosfor ve ağır kirlilik seviyesi alarm veriyor. Yani İznik Gölü, sadece kuruma riskiyle değil, zehirlenerek ölme tehlikesiyle de karşı karşıya.
Uludağ’dan İznik’e Uzanan Ekolojik Zincir
Mesele sadece bir gölün kıyı hatlarının çekilmesi değildir. Uludağ’dan beslenen yer altı su damarlarının zayıflaması, Bursa ovasının betonlaşması ve su bütçesindeki bozulan denge, tüm bölgeyi adım adım bir felakete sürüklüyor.
Eğer sanayi tesislerinin yeraltı ve yüzeysel su çekim limitleri acilen düşürülmezse, kapalı devre arıtma sistemleri zorunlu kılınmazsa ve bölge için acil bir koruma eylem planı sahada uygulanmazsa; yarın ne üretebileceğimiz bir tarım toprağı bulacağız ne de içebileceğimiz tek bir damla temiz su.
Sessiz Kalmak, Suç Ortaklığıdır
Bursa’nın su kaynakları bir avuç sermayenin ve denetimsiz üretimin kurbanı edilemez. Göle çekilen her boru hattı, Geleceğimizden, çocuklarımızın nasibinden çalınan bir parçadır.
Yöneticilerin, akademisyenlerin ve sivil toplumun sesine kulak verme vakti gelmiş, hatta geçmektedir. Şeffaf denetim mekanizmaları kurulmalı, gölden su çeken tüm tesisler kamuoyuna açıkça teşhir edilmeli ve İznik Gölü koruma statüsüne gerçek anlamda kavuşturulmalıdır.
Göz göre göre gelen bu felakete dur demezsek, yarın İznik Gölü’nün kurumuş çatlak toprağına bakıp ağlamanın kimseye faydası olmayacak.