Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

 CHP’deki Güç Savaşları

Son gelişmelerden sonra Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine resmi bir yazı göndererek kendisi belirlemedikçe TBMM CHP Grup Toplantısı’nın yapılmayacağını tebliğ etti.

 CHP’deki Güç Savaşları
Paylaş:
N

 CHP’deki Güç Savaşları

Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayı baştan itibaren geçersiz sayarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden CHP genel başkanlık makamına yargı yoluyla getirilmesi muhalefeti çıkılması zor bir ortama hapsetti.

Son gelişmelerden sonra Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine resmi bir yazı göndererek kendisi belirlemedikçe TBMM CHP Grup Toplantısı’nın yapılmayacağını tebliğ etti.

Özgür Özel ise "Butlan kararı benim milletvekilliğimi ve seçilmiş irademi elimden almıyor" diyerek bu yasağı tanımayacağını ilan etti ve grubun kendi iradesiyle toplanabileceğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, daha önce 1 Haziran olarak işaret edilen PM toplantısını "resmi tebligatların tamamlanmaması" gerekçesiyle belirsiz bir tarihe ertelemişti. Siyasi kulislerde, bu ertelemenin arkasında PM’deki çoğunluğun Özgür Özel destekçilerinde olması ve oradan çıkacak bir "olağanüstü kurultay" kararını engellemek olduğu konuşuluyor.

Kılıçdaroğlu’nun attığı bu sert adımların (Özgür Özel’in Grup Başkanlığı seçiminin iptali için TBMM’ye başvurulması dahil), yanında duran Engin Altay, Oğuz Kaan Salıcı ve Enis Berberoğlu gibi ağır topların tamamı tarafından sosyal medyada desteklememesi, Kılıçdaroğlu ekibinde de bir rahatsızlık ve bölünme olduğunu gösteriyor.

"Tedbir Kararı" bahanesi

Kemal Kılıçdaroğlu, "Yarın sabah kurultay yapmak isterim ama yasal zemin oluşmalı, Yargıtay’daki tedbir kararı kalkmadan kurultay yapılamaz" tezini savunuyor.

Ancak hukukçular ve Özgür Özel kanadı, kurultay çağrısının yeni bir "kurucu irade" olduğunu, mahkemenin koyduğu tedbirin sadece geçmiş kurultayın sonuçlarına yönelik olduğunu, dolayısıyla yeni bir kurultay kararı almaya engel teşkil etmediğini belirtiyor.

Kılıçdaroğlu’nun süreci zamana yayma çabasının arkasında, Yargıtay kararının 6 ay ile 1.5 yıl arasında sürebileceği öngörüsü yatıyor. Bu da seçimlerden mevcut hükümetin zaferle çıkması anlamına geliyor.

Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’na en sert eleştirileri yönelten hükümet medyasının, bugün Kılıçdaroğlu’nun adımlarını ve "hukuka saygı" vurgularını ön plana çıkarması bu tezi doğruluyor.

Siyasal analistlere göre bu durum, iktidarın CHP içindeki kaos ortamından ve ana muhalefetin kendi içine dönmesinden duyduğu memnuniyetle ilgili. CHP'nin oylarının yükselişte olduğu bir dönemde yaratılan bu iç kavga, iktidar blokuna nefes aldırıyor.

Siyasal ve toplumsal muhalefetin bu derece gerildiği, hatta parti genel merkezi önünde polis barikatlarının kurulduğu ve "mafyatik/siyasi grupların karşı karşıya gelme" durumunun yaratıldığı bu gerilim sürdürülebilir değil.

12 Vekil İmzası Yeter

Özgür Özel’in elindeki en güçlü hukuki ve fiziki kozlardan biri TBMM Grubu'dur.

Meclis Grubu İç Yönetmeliği uyarınca, 12 grup milletvekilinin ıslak imzasıyla meclis grubu toplantıya çağrılabilir. Kılıçdaroğlu yönetimi, grup toplantılarını yasaklamaya veya ertelemeye çalışsa bile, Özel ve ekibi bu 12 imza formülüyle meclis grubunu fiilen toplayabilir, grup kararları alabilir ve siyasi kürsüyü Kılıçdaroğlu'nun kontrolüne bırakmayarak meşruiyet krizini meclis çatısı altında Özel lehine çevirebilir.

Bir başka önemli konu da, bugün genel merkeze 6 km uzaklıkta yapılacak olan Özgür Özel'in halk ve partililerle yapacağı bayramlaşma programı.

Sonrasında, "Bayramlaşmaya katılan yüz binler Genel Merkez'e yürüse ne olur?" sorusu.

Bu durum, siyasi krizin toplumsal bir patlamaya dönüşme riskini barındırıyor.

Özgür Özel’in "Bizi delegeden ve üyeden başka kimse o koltuktan kaldıramaz" çıkışı, hukuki kararlara karşı sokak ve taban hareketinin büyümesine ve meşru hale gelmesine sebep oluyor.

Eğer Kılıçdaroğlu yönetimi partiyi uzun süre kurultaya götürmezse, tabanın kitlesel protestolarla genel merkezi zorlama ihtimali her geçen gün artıyor.

Partinin kurumsal olarak tamamen felç olmasını önlemek adına, her iki liderin bir araya gelerek Yargıtay sürecini beklemeden, partiyi ortaklaşa en kısa sürede kurultaya götürecek hızlı bir geçiş formülü üzerinde uzlaşması. Ancak Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları ve tavrı, bu uzlaşı ihtimalini şu an için ortadan kaldırıyor.

CHP'de yaşananlar, sadece bir parti içi liderlik yarışı değil; yargı kararlarının siyasi dizaynla nasıl bir enstrümana dönüşebileceğinin ve sandıktan çıkan "siyasi meşruiyet" ile, mahkemeden çıkan "hukuki meşruiyetin" karşı karşıya gelişinin bir özetidir.

CHP bu krizden demokratik bir kurultay temizliğiyle güçlenerek mi çıkacak, yoksa "Saray'ın menfaatlerine yarayan" iç savaşa teslimi olacak.

Yaşayıp göreceğiz...

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı