Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İmamoğlu Davaları ve Muhalefetin Meydan Okuması

Türkiye siyasi ve hukuki tarihi, 6 Temmuz 2026 Pazartesi günü (dün) Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde benzeri görülmemiş bir hukuk sarmalına sahne oldu.

İmamoğlu Davaları ve Muhalefetin Meydan Okuması
Paylaş:
N

İmamoğlu Davaları ve Muhalefetin Meydan Okuması

Türkiye siyasi ve hukuki tarihi, 6 Temmuz 2026 Pazartesi günü (dün) Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde benzeri görülmemiş bir hukuk sarmalına sahne oldu.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye  Başkanı Ekrem İmamoğlu; Siyasal Casusluk, Resmi Belgede Sahtecilik (Diploma davası) ve astronomik cezaların talep edildiği İBB davası olmak üzere üç büyük ceza yargılamasında aynı gün, aynı binada hakim karşısına çıkarıldı.

Bu yargılama maratonu, yalnızca bir hukuki takvim çakışması değil; ülkenin ev sahipliği yaptığı 36. NATO Zirvesi ekseninde dış dünyaya verilen bir mesaj, iç siyasette ise muhalefeti topyekün tasfiye etme arayışının tepe noktası olarak kayıtlara geçti.

***

Duruşmaların, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen ve küresel liderlerin katıldığı NATO Zirvesi’nin hemen öncesine ve zirve sürecine denk getirilmesi siyasi arenada çok yönlü bir güç gösterisi olarak yorumlanıyor.

İmamoğlu duruşma salonunda bu tezatlığı doğrudan dile getirerek, “Yarın NATO Zirvesi dolayısıyla Ankara'da en üst düzeyde ağırlanacaklar. Biz ise burada ne idüğü belirsiz casusluk hikayeleriyle yargılanıyoruz. Nasıl çelişkiler içinde yaşıyoruz?” sözleriyle iktidarın dünyaya içeride ne kadar güçlü ve pervasız olduğunu gösterme  stratejisi güttüğünü savundu.

Uluslararası dikkatlerin Ankara’ya çevrildiği, askeri ve stratejik başlıkların manşetleri süslediği bir atmosferde, muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı adayının Silivri'de 3 ayrı davayla sıkıştırılması, içerideki baskıyı dünya gündeminin arkasına saklama arayışı olarak okunabilir.

Ancak bu durum ters teperek uluslararası bir krize de kapı araladı; Avrupa’nın en büyük kent ağları Eurocities, Özgür Kentler Bloku yayınladıkları ortak bildiride Ankara’ya gelen liderlere “Ankara'yı izlerken Silivri'yi de izleyin” çağrısı yaptı.

Hukuken bir sanığın aynı gün, farklı salonlarda, her biri siyasi yasak ve ağır hapis cezası içeren üç ayrı ana davada savunma yapmaya zorlanması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun en temel ilkesi olan savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Bu yığılma, adil bir maddi gerçeğe ulaşma çabasından ziyade, takvimi sıkıştırılmış siyasi bir operasyonun göstergesidir.

İmamoğlu, duruşma salonları arasında adeta mekik dokuyarak siyasi ağırlığı yüksek, doğrudan ve sert savunmalar yaptı.

Casusluk Davası

Gazeteci Merdan Yanardağ ve danışmanı Necati Özkan ile tutuklu yargılandığı, İBB verilerinin sızdırıldığı iddiasına dayanan bu davada İmamoğlu, “Bana casus diyenin alnını karışlarım. Bu iki insandan casus çıkmaz. İddia makamı siyasi bir iktidara bağlı ofis gibi çalışmaktadır” diyerek rest çekti. Mahkeme tutukluluğun devamına karar vererek davayı 29 Eylül’e erteledi.

Diploma Davası

36 yıl önceki üniversite diplomasının geriye dönük iptaliyle açılan davada ise doğrudan sistemi hedef aldı. “Benden her şeyi parçalasanız sahteci çıkmaz. Benimle birlikte 28 kişinin diploması iptal edildi ama ceza davası sadece Ekrem’e açıldı. Hepsi tek merkezden verilen zavallı talimatlar!” İmamoğlu bu salonda, kendisine yönelik  bir şey bulunsun diye açılan yeni bir Beylikdüzü makam aracı davasını da ifşa etti. Bu dava da Danıştay sürecinin beklenmesi için 25 Aralık’a ertelendi.

Görüşme ve Yol Haritası

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski SHP Lideri Murat Karayalçın ve partinin üst düzey kurmaylarıyla birlikte tam kadro Silivri’de yerini aldı. Özel’in duruşma takibi, ardından Ekrem İmamoğlu ile cezaevinde yaptığı görüşme ve sonrasında gerçekleştirdiği açıklamalar, muhalefetin bu ablukaya karşı nasıl bir hat kuracağını ilan etti.

Özgür Özel, duruşma salonuna girmeden önce ve çıkışta yaptığı açıklamalarda iktidarın ve yargının tutumunu sert bir dille eleştirdi.

Özgür Özel’in Silivri’de tutuklu bulunan İmamoğlu ile gerçekleştirdiği baş başa görüşme, parti içi senaryolar ve hukuki-siyasi mücadele açısından kritik mesajlar barındırıyor.

Görüşmenin ardından edinilen bilgilere göre; Özel ve İmamoğlu, iktidarın yargı eliyle yaratmak istediği kaosa karşı izlenecek yol haritasında tam bir mutabakata vardı.

Özel’in Silivri çıkışında cezaevi önündeki kitleye hitaben yaptığı konuşma, iktidarın muhalefeti adaylık tartışmasıyla bölme stratejisine verilmiş en net yanıttı: “Buradan bir müjde vermek isterim. Adayın kim olduğundan, Genel Başkanın kim olduğundan, bu yürüyüşün yolunda kimin durduğundan bağımsız olarak söylüyorum: Yol, cümlemizden uludur. Hangimizin Cumhurbaşkanı olacağının hiçbir önemi yok. Ama eninde sonunda benim, Ekrem Başkanın, Mansur Başkanın ve sizlerin desteklediği biri eninde sonunda Cumhurbaşkanı olacak. Bu kararlılık tek kararlılığımızdır. Bundan sonrasını onlar düşünsün!”

***

6 Temmuz Silivri duruşmaları göstermiştir ki; İmamoğlu davaları artık tek bir siyasetçinin hukuki mücadelesi olmaktan çıkmış, Türkiye’de çok sesli demokrasinin, adil yargılanmanın ve muhalefetin varoluş savaşına dönüşmüştür.

Ankara’da küresel liderlerin ağırlandığı saatlerde Silivri’de kurulan bu yargı kıskacı, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun sergilediği “Tam Mutabakat ve Ortak Kader” iradesiyle kırılmaya çalışılmaktadır.

CHP liderliğinin kişilerin değil, açılan ortak yolun ululuğuna yaptığı vurgu, Silivri ablukasına karşı muhalefetin en güçlü savunma kalkanı olarak tarihteki yerini almıştır.

Yorumlar
2 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
HAYRİ TELORMAN
07.07.2026 13:52
Tamamen katılıyorum. Çok yerinde saptamalar...! 👍👌
Atif demirci
07.07.2026 12:13
İbbb başkanı olmak gelecekler tc başkanı olmak demektir çünkü İstanbula yapılan her hizmet tc devletinin 81 vilayetinde yapılan hizmet gibidir çünkü İstanbula 81 ilinden hergün mutlaka gelen var buda demekki yapılanlar gördümü gittiği zaman kendi ilinde ilçesinde anlattığı zaman siyasette önemli çıkar işte bunun için iktidar hiç bir zaman kendine rakip olanı kötülemek için her türlü suçu üstüne atar olan İstanbul halkına olur ğerçi hizmetleri bir eksiklik olmaz yani kısaca İmamoğlu ne yaparsalar yapsınlar ileride tc ni muhakkak İmamoğlu siyasette var olacak
WhatsApp
İhbar Hattı