Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Turgut Özkan ve Butlan Mantığı

Turgut Özkan’ın seçilmiş yönetimin tasfiye edilerek kendisinin atanması sürecini tamamen tüzük maddelerine sığınarak meşrulaştırmaya çalıştığını gördük. Oysa atanmış butlan yönetimi CHP Tüzüğünün şimdiye kadar gereklerini yerine getirdiğini görmemiştik. Demek tüzük önemseniyormuş!..

Turgut Özkan ve Butlan Mantığı
Paylaş:
N

 Turgut Özkan ve Butlan Mantığı

Dün “TV On6” programcısı Mustafa Özdal’ın YouTube’da Turgut Özkan’la yaptığı yayın “Seçilmişlerin mücadelesi”nde ne kadar haklı olduğunun resmi bir onayı niteliğindeydi.

Turgut Özkan’ın seçilmiş yönetimin tasfiye edilerek kendisinin atanması sürecini tamamen tüzük maddelerine sığınarak meşrulaştırmaya çalıştığını gördük. Oysa atanmış butlan yönetimi CHP Tüzüğünün şimdiye kadar gereklerini yerine getirdiğini görmemiştik. Demek tüzük önemseniyormuş!..

Özkan, Genel Merkez'in görevden alma yetkisinin tüzükte açıkça yer aldığını belirterek bu antidemokratik müdahaleyi savunuyor.

Tabanın ve toplumun ağırlıklı bir kesiminin gösterdiği haklı mutlak butlan tepkisini, hukuki ve siyasi bir direnç olarak görmek yerine basitleştirmekte ve üstüne alınmadığını söylemekte.

Bu eleştirileri yapanların iyi niyetli olmadığını ve siyaseti bilmediklerini iddia ederek, seçilmiş iradenin gasp edilmesine karşı gösterilen demokratik refleksi küçümsemesi hayli ilginç.

***

Özkan, kendisini ve yönetimini sadece, gemiyi Eylül ayındaki kongreye kadar limana ulaştıracak bir geçiş yönetimi olarak sunuyor. Ancak bu söylem, arkasındaki antidemokratik arka planı gizleme çabasından başka bir şey değil.

Ankara’da yaşanan kurultay ve yönetim kavgalarını, kendisinin taraf olduğu bir olay değilmiş gibi yansıtıyor.

Sadece kongre süreci için geldiğini iddia etmesine rağmen, Eylül ayında girilecek kongrede sürecinde elbette yeniden aday olacağını ifadesini kullanıyor. Bu da, yapılan atamanın aslında gelecek kongreleri Genel Merkez lehine dizayn etmek ve seçilmiş kadroların önünü kesmek için yapılmış planlı bir hamle olduğunu doğrular nitelikte.

Özkan’ın Bursa’daki seçilmiş yerel aktörler ve örgüt tarafından tamamen izole edildiği net bir şekilde ortada. Bursa’daki CHP’li belediye başkanlarından hiçbirinin kendisini arayıp "hayırlı olsun" demediğini itiraf ediyor. Bu durumu "onların tasarrufu" diyerek geçiştirmeye çalışsa da, seçilmiş yerel yönetimlerin bu atamayı tanımadığının açık bir göstergesi.

Mevcut il yönetimiyle çalışmayacağını ilan eden ilçe başkanlarına karşı üstenci bir dil kullanarak, bu başkanları nezaketsizlikle ve şov yapmakla suçluyor. "Benimle çalışmak istemeyen gereğini yapsın (istifa etsin)" diyerek örgüt üzerindeki baskıcı duruşunu sergileme çabasında.

Orhan Sarıbal Savunması

Örgütten ve Bursa kamuoyundan büyük tepki çeken MYK Üyesi Orhan Sarıbal’a yönelik eleştirilere karşı Özkan, tabanı sarsıcı ifadelerle hedef alıyor.

Sarıbal’ı protesto eden, duvar yazıları yazan partilileri CHP terbiyesi almamış, sonradan partiye katılan veya yerel yönetimlerden nemalanmak için gelen buldumcuklar olarak nitelendirerek ağır ithamlarda bulunmaktan da geri kalmıyor.

Seçilmiş yönetimin ve tabanın partide emeği olmadığını iddia etmekte; il binasının tefrişatını, su ısıtıcısı ve buzdolabı alımını bile kendi geçmiş dönemlerine bağlayarak partililerin emeğini hiçe saymaktadır.

Üstelik, Özgür Özel yönetiminin yerel seçimlerde elde ettiği tarihi başarıları rasyonel bulmayarak küçümseme eğiliminde.

CHP’nin Türkiye genelinde ve Bursa’da Osmangazi dahil elde ettiği başarıyı, oyların artmasına değil, sadece AK Parti seçmeninin sandığa gitmemesine bağlamakta. “%38 oyu biz arttırmadık, matematik bilmiyorlar” diyerek seçilmiş yönetimin halk nezdindeki meşruiyetini ve başarısını gölgelemeye çabası içine girmiş.

Özgür Özel’in kadrosunda kimsenin olmadığını iddia ederek, seçilmiş yönetimin bir manifestosu veya ideolojik dayanağı bulunmadığını öne sürecek kadar da süreçten kopuk.

Özkan, konuşma boyunca demokratik ve şeffaf bir yönetim kurduğunu, odasının kapısını açık bıraktığını iddia etse de satır aralarında seçilmiş partililere yönelik net tehditler savurmaya devam ediyor.

Kendilerine el uzattıklarını ancak kurumsal kimliğe karşı eylemlere devam edilirse toleransın sona ereceğini ve tüzükten kaynaklanan disiplin süreçlerini (ihraç/ihtar) işleteceğini açıkça belirtiyor.

Direniş gösteren partililerin yok olup gidecek bir siyasi hamle içinde olduklarını iddia ederek, partiden tamamen tasfiye edileceklerinin sinyalini veriyor.

Kısaca Turgut Özkan, hukuku ve tüzüğü seçilmiş halk iradesinin üzerinde gören, partinin son dönemdeki rüzgarını ve taban direnişini rasyonel olmayan koltuk kavgası olarak nitelendiren tipik bir atama/kayyum zihniyetinin yansımasıdır.

Kendi ifadeleriyle de sabit olduğu üzere, Bursa’da kazanılan tarihi yerel seçim başarısının mimarı olan 5 belediye başkanından hiçbirinin kendisini arayıp hayırlı olsun dememiş olması, seçilmiş yerel yönetimlerin bu tepeden inme iradeyi tanımadığının en somut kanıtıdır.

Aynı şekilde, mevcut il yönetimiyle çalışmayacağını açıkça ilan eden seçilmiş ilçe başkanlarına karşı takınılan üstenci tavır, bu zihniyetin örgüt gerçeğinden ne kadar kopuk olduğunu gösterir.

Parti binasına su ısıtıcısı almayı, buzdolabı yerleştirmeyi maddi ve manevi bir üstünlük vesilesi gibi sunarak örgüte emek dersi vermeye kalkan bu anlayış, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ayakta tutanın eşyalar değil, inançlı kadroların anti-demokratik uygulamalara karşı gösterdiği sarsılmaz direniş olduğunu maalesef idrak edemeyen bir zihniyettir.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı