Vergilendirilebilen Kazanç Kutsaldır
Vergi dairesi vb kurumların girişinde "Vergilendirilmis kazanç kutsaldır" yazardı. Yazardı diyorum zira, senelerdir bu kurumların kapısından girmedim. Bir dönem imalat sektöründe iş sahibi olarak çalıştım ve boyumun ölçüsünü aldım. Tövbe, bir daha gelir vergisi mükellefi olmam dedim ve bu yaşıma kadar da olmadım.
Çok eski zamanlardan bir anı ile başlayalım.
Adaşım ve çocukluk arkadaşım Metin, mülkiyeyi bitirmiş ve Maliye Bakanlığı müfettişlik sınavını kazanmıştı. Anlattığına göre müfettişlik derlerinde verilen ilk öğüt;
"Bir işletme kurulduktan beş sene sonra halâ batmadıysa, bilin ki vergi kaçırıyordur"
Zira, bizim vergi sistemimiz işletmeleri batırmak üzere konumlandırılmıştır.
Vergi adaletinin böylesine adaletsiz olduğu bir sistemde ekonominin iyi gitmesini beklemek toz pembe bile olmayan bir hayalden öteye gidemez.
İsteyen deneyebilir; bugün herhangi bir vergi dairesine mükellefiyet kaydı yaptırdığınız andan itibaren potansiyel bur vergi kaçakçısı muamelesi görürsünüz.
Vergi adaletinin olmadığı ekonomilerde girişimci ve yatırımcı bazen ayakta kalmak, işlerini büyütmek veya konfor alanını genişletmek adına kendi adaletini tesis etmeye çalışır. Bu adalet tesisinde maliye çalışanları da iyiliksever olduklarından insanlara yardım etmeye çalışır.
Gerçekten samimi yatırımcılar adaleti tesis etmek için bazen acınası durumlarını ortaya serer ve yardımı dilenirler. Olmadı hemşehricilik duyguları ile durumu kurtarmaya çalışırlar. Aslında kurtardıları hiç birşey yoktur. Sadece kaçınılmaz sonucu biraz daha öteler ve bir vergi barışı daha beklerler.
Özellikle de konfor alanını genişletmek isteyenler öncelikle siyaset mekanizmasını kullanma yoluna gider. Bu mekanizma gayet olumlu sonuçlar verir ve yol üzerindeki mali engeller birer birer kalkar.
Bu yöntemin en kötü tarafı artık sistemin kölesi olmuşsunuzdur. Artık özgür iradenizle hareket şansınız yoktur. En ufak bir başkaldırıda başladığınız yere değil, dibin dibine inersiniz.
İnsanlar ekonomik sistemin çarpıklığı ve adaletin yok edildiği bir ortamda elde ettikleri zenginliği ve konforu kolay kolay terk edemezler.
Ve, sistem böylece kendi sadık kölelerini yaratır.
İnanmıyor musunuz?
Zaten bu anlattıklarım ülkemiz için geçerli değil.
Adını bile hatırlayamadığım garip bir ülkede yaşananlar.
Yoksa biz dünyanın en büyük ekonomilerini yöneten Cumhurbaşkanı, Başbakanı, ilgili bakanları ve dahi krallarına ekonomi dersi veren Ekonomist Cumhurbaşkanı'nın yönettiği ülkenin vatandaşlarıyız.
Hatta öyle ki bizi kıskanıyorlar.
Ben demedim, "O" dedi.