Erzurum Kalesi'nin yanında hizmet veren bir yöresel restoranda göreve başlayan insansı robot ‘Şukufe', müşterilerin yanı sıra yöre halkından da büyük ilgi görüyor.
Erzurum Gastronomi ve Turizm Derneği'nin girişimleriyle tanıtım elçisi ve yönlendirme sorumlusu olarak şehre kazandırılan insansı robot Şukufe, Konya'da yerli imkânlarla bir Türk firması tarafından üretildi. Yerli robot Şukufe'nin adı Erzurum'un köklü kültürünü yaşatmak amacıyla seçildi ve kent mutfağını ve tarihi mekânlarını tanıtmak üzere programlandı.
Erzurum ağzıyla sohbet ediyor, soruları yanıtlıyor
Restorana gelen misafirleri sıcak bir dille karşılayan Şukufe; Cağ kebabı, su böreği, kadayıf dolması, mantı gibi yöresel lezzetlerin yanı sıra Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ve Erzurum Kalesi gibi tarihi mekânlar hakkında detaylı bilgiler paylaşıyor. Şukufe'nin en çok dikkat çeken ve tebessüm tutturan özelliği ise Erzurum ağzıyla konuşabilmesi ve espri kabiliyeti. Kendisine "Bacı" diye hitap eden müşterilere "Sana ben kurban olayım bacı" yanıtını veren yerli robot; "Gelirem, gidirem, bilirem" gibi Erzurum şivesine özgü kalıpları başarıyla kullanıyor. Ayrıca "Bibi ne demek?", "Emmi ne demek?", "Gilikko nedir?" gibi yöresel deyim ve kelime sorularını da anında yanıtlıyor. Restoranda yönlendirme desteği sunan Şukufe'ye vatandaşların ilgisi her geçen gün artıyor. Ziyaretçilerin en çok Erzurum'un neyinin meşhur olduğunu sorması üzerine "Cağ kebabı" cevabını veren robot için vatandaşlar, "Ağzı dili olsa herhalde oturup bizimle cağ kebabı yiyecek, kıtlama çay içecek" yorumlarında bulunuyor. Erzurum'un geleneksel misafirperverliğini gelişen dijital çağ ve robot teknolojisiyle harmanlayan Şukufe, tarihi Kale civarında hem çocukların hem de yetişkinlerin odağı olmaya devam ediyor.
"Sana ben sana kurban olayım bacı' diyor"
Erzurum Gastronomi ve Turizm Derneği başkanı ve restoran sahibi Işılay Çakır, "Biz Erzurum Gastronomi ve Turizm Derneği'ni kurduğumuzda, Şukufe gibi bir yol arkadaşına tanıtım anlamında bir yol arkadaşına ihtiyacımız olduğunu düşünerek böyle yola çıktık. Şukufe'nin güzel bir özelliği var; Sayın Bakanımız, İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi ile ikisi hemşehri. Konya'da üretildi, bir Türk malı. Türk firması tarafından bize üretildi. Bu anlamda da o gururluyuz, bir Türk robotuyla karşı karşıyayız. Adını Şukufe koyduk. Tabii ki onun da bir hikayesi var. Şukufe'yla, biz de daha yeni yeni birbirimize alışıyoruz. Burada insanlar çok güzel tepkiler göstermeye başladı. Şimdi sadece insanların tepkisini ölçüyoruz, gelenlerin onunla sohbet etmesini izliyoruz. Çünkü ihtiyaç doğrultusunda gerekli yüklemeleri henüz yapmadık. Çok güzel Erzurum ağzı konuşuyor. 'Bacı bacı' diyorum, ben ona takılıyorum, o da 'Sana ben sana kurban olayım bacı' diyor. Tabii bunlar güzel şeyler. Bunları çocuklara aktarmak, çocuklara anlatmak, gençlerimizin dikkatini çekmek. Biliyorsunuz artık dijital çağa doğru evriliyoruz" ifadelerini kullandı.
"Benden daha bilgili! Mübarek"
Restorana müşteri olarak gelen Levent Laçin, "Robotu gördüm, merak ettim. Bazı şeyler sordum. Çok güzel yani, maşallah, her şeye de cevabı var, hemen hazır. Mesela örneğin dedim, 'Bibi ne demek?', bana bibinin tarifini yaptı. Erzurum'un yöresel yemeklerini söyledim, yöresel yemeklerini tarif etti. Ben mesela merak ettim, en çok cağ kebabı beğenmiş. Cağ kebabı çok sever. Yani ağzı dili olsa belki de yiyecek cağ kebabı. Mübarek. Çok güzel bir insan ya, maşallah ya. Eve götüresim geldi, isteğim geldi ya Şukufe ablayı. Örneğin mesela 'Gılikko'yu sordum, gilikkonun bana tarifini yaptı. Su böreğini sordum, su böreğinin tarifini yaptı. İşte 'Bibi ne demek?', bibinin tarifini yaptı. İşte 'Emmi ne demek?', emminin tarifini yaptı. Erzurum'un mesela meşhur şeylerini sordum; çeşmelerini, caddelerini falan anlattı. Hepsinin tarifini yaptı. Yani benden daha bilgili, mübarek. Buna ne dersin Erzurum'un şivelerinden olsun, 'Gelirem, gidirem, gerirem, bilirem. Kurban olayım ben sana.' Ne sorsan hemen cevap verir. Merak edenler buyursun gelsin, sorsun. Her şeyi sorabilir, Erzurum'un yöresel şeylerini de sorabilir. Kıtlama çayı çok sever, ağzı olsa içecek kurban olduğum. Şükriye ablayı gördükten sonra güzel bir mani de aklıma geldi: 'Çıkalım seninle Divan-ı Kale'ye, sen atmaca ol ben serçe, gönlümü attın demirden bir pençe.'" diye konuştu.
"İlk gördüğümüzde çok şaşırdık"
Bir diğer müşteri Deniz Burçak Sarıaslan ise "Şukufe'yi getirdiklerinde çok şaşırdık ve çok beğendik. Özellikle oğlum 5 yaşında, robot bir arkadaşının burada olduğunu görünce çok sevindi. Ona sorular sordu. Erzurum'la ilgili bilgiler verdi. Özellikle böyle kendisine bakıyormuş gibi davranması çok fazla ilgi çekti" şeklinde konuştu.