Seçmene “sorun” değil, “çözüm” anlatılmalı...
Türkiye, bugünlerde, siyasi tarihinin en kritik virajlarından birine girerken, toplumun her kesiminde hem "büyük bir değişim arzusu", hem de "bu nasıl olacak kaygısı" yaşanıyor.
Unutmamak gerekir ki; Türkiye’de muhafazakar-milliyetçi kesim, hala seçmenin yaklaşık %60-65’ini oluşturuyor. Bu, siyasetin "temel oranı"dır. Bu oranı görmezden gelen her strateji, sadece geçici bir parlamadan öteye geçemez.
Siyaseti sadece miting meydanlarındaki "kalabalık"lar veya sosyal medyadaki "viral" videolar üzerinden okumak büyük hata olur. Çünkü bu bizi, "Temel Oran Yanılgısı"na sürükler.
Türkiye seçmeni, "kimlik siyaseti" üzerinden kamplaşmış bir yapı sergiler. Ancak günümüzde bu yapı sarsılıyor. Ekonomik krizin kronikleşmesi, orta sınıfın erimesi ve genç kuşağın seçmen nüfusundaki ağırlığının artması, kimlik üzerinden yapılan siyaseti sorguluyor.
Bugün seçmen artık "benim adamım kim?" sorusundan ziyade, "buzdolabımı kim doldurabilir?" ve "hukuk güvenliğimi ve adaleti kim sağlar?" sorularına yanıt arıyor.
CHP, 2024 yerel seçim başarısının getirdiği özgüvenle haraket ediyor. Ancak önündeki zorluklar ve engellemeler de ortada.
Erdoğan’ın Şansı ve "Oyun Planı"
Erdoğan’ı siyaset sahnesinde hafife almak, en büyük stratejik hata olur.
Önümüzdeki seçimde Erdoğan’ın elindeki en güçlü kozlar; "devlet imkanları, sınırlarımıza dayanan savaş ve muhalefetin hata yapma potansiyeli"dir.
Erdoğan için "şans" ise, halkın ekonomik çöküş ve belirsizliğin yarattığı "istikrar" özlemidir.
Çünkü emekli ve işçi, birazcık nefes alabileceği yüksek zam beklentisi içine tutuluyor.
Ancak Anayasal engeller (3. dönem tartışması) Erdoğan için en büyük dezavantaj.
Eğer ekonomi seçmenin cebine yansıyacak bir iyileşme göstermezse, Erdoğan için bu sefer "karizmatik liderlik" bile yeterli olmayabilir.
***
CHP Nasıl Hareket Etmeli?
CHP, meydanlardaki kalabalığa ve sosyal medyadaki yüksek paylaşımlara bakmadan, "adayı değil, sistemi ve iktidara geldiğinde yapacaklarını konuşmaya başlamalıdır".
Kişi merkezli bir tartışmalardan kaçınmalıdır, çünkü bu Erdoğan’ın en sevdiği oyun alanıdır.
CHP, "kurumlara olan güven, liyakat ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ve en önemlisi ekonomiyi iyileştirme" vaadini ete kemiğe büründürmelidir.
Muhafazakar seçmenin "kazanımlarımı kaybeder miyim?" korkusu, Erdoğan’ın en büyük sığınağı. CHP, bu korkuyu yenecek söylem ve uygulamalara ağırlık vermelidir.
CHP Tabanı Ne Düşünüyor?
CHP tabanı bugün her zamankinden daha "sabırsız" ve "endişeli"...
Liderlik kavgası istemiyor. İmamoğlu veya Yavaş arasındaki bir çekişmenin, iktidara zaferi altın tepside vereceğini biliyor.
Bu yüzden taban, "Kimin aday olduğundan ziyade, kimin kazanacağı ve partinin bölünmemesi bizim için önemli" mesajı veriyor.
CHP, eğer sadece mitinglere, sosyal medyaya odaklanıp, ülkenin temel meselelerini ıskalarsa, tarih bir kez daha tekerrür eder.