Ahmet Keskin'den CHP’yi bölmek isteyenlere tarihi Manifesto
Türkiye, siyasi mühendisliklerin, yargısal ve idari araçlarla Cumhuriyet Halk Partisi'ni dizayn etme çabalarının hız kesmediği kritik bir virajdan geçiyor.
Son dönemde CHP üzerinde yoğunlaşan, hukuki zeminini yitirmiş idari ve kazai hamleler, sadece kurumsal bir partiyi değil, aynı zamanda ülkenin demokratik direnç odaklarını hedef alıyor.
Siyasetin bu denli manipüle edilmeye çalışıldığı bir ortamda, parti içi dinamiklerin de bu dış müdahalelerle uyumlu ya da onlara alan açacak şekilde esnemesi, en büyük tehlike olarak karşımıza çıkıyor.
İşte tam bu keskin dönemeçte, CHP Bursa Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin’in kaleme aldığı manifesto, siyasi arenadaki "gri alanları" tamamen ortadan kaldıran, teslimiyetçi uzlaşma formüllerine peşinen rest çeken tarihi bir çıkış olarak kayda geçiyor.
"Erken Öten Horoz" Olma Cesareti
Örgütün genel havasını koklamak ya da, yukarıdan gelecek talimatlara göre pozisyon almak rasyonel bir bürokratik refleks olarak görülebilir. Ancak Ahmet Keskin, "Erken öten horozun başını keserlermiş. Ama feryadım yüreğimden taşıyor. Ben öteyim de gerekirse başım sesime feda olsun" diyerek bu konforlu alanı tamamen reddediyor.
Bir hukukçu ve siyasetçi olarak Keskin, idari ve yargısal operasyonlarla CHP'nin kuşatıldığı bugünlerde, örgüt içi kararsızlığın ya da "saray medyasının" dezenformasyon süreçlerine ortak olan kliklerin meşrulaştırılmasının affedilemez olduğunu vurguluyor.
Muhalefetin içten içe kemirilmesine karşı örgütsel sessizliği bozmak, tam da bir yerel liderin üstlenmesi gereken entelektüel ve siyasi sorumluluktur.
Erdoğan-Kılıçdaroğlu Eşitlemesi
Manifestonun en çarpıcı ve sarsıcı yönü, parti içi muhalefet yürüten eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresine yönelik çekilen kırmızı çizgidir.
Ahmet Keskin, Kılıçdaroğlu ekibinin TGRT ve Akit gibi doğrudan iktidar güdümlü medya kanalları üzerinden Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na, dolayısıyla kurumsal CHP kimliğine yönelik başlattığı yıpratma kampanyasını sert bir dille eleştiriyor.
Bu hamlelerin, Cumhur İttifakı'nın CHP’yi hukuki ve siyasi olarak köşeye sıkıştırma stratejisine doğrudan lojistik destek sağladığını belirten Keskin, duruşunu net bir tavırla ortaya koyuyor: "Bundan sonra benim için Tayyip Erdoğan neyse, Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresi de odur." Siyaset esnaflığının, kişisel ikbal hırslarının ve "mutlak butlan" hükmündeki siyasi iddiaların, ülkenin genel demokrasi mücadelesine ihanet noktasına varması, Ahmet Keskin'in bu radikal pozisyonu almasındaki en temel motivasyon.
Bursa Siyasetinde Yol Ayrımı
Ahmet Keskin’in bu çıkışı, sadece ulusal ölçekli bir manifesto değil; aynı zamanda Bursa yerel siyasetinin köşe taşlarını yerinden oynatacak nitelikte örgütsel bir hesaplaşmadır.
Metinde ismi net bir şekilde zikredilen CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’a yönelik ifadeler, siyasi ahlak ve vefa duygusunun ilkelerle tartıldığı bir terazi niteliğinde.
Sarıbal’ın Bursa halkına geçmişteki emeklerini ve kendi üzerindeki hakkını dürüstçe teslim eden Keskin, buna rağmen yaşanan bu kurumsal ihanet sürecinin bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayarak net bir tavır koyuyor: "Gövdemle, başımla beraber karşısına dikiliyorum. Mücadelemize bu tür bir ihaneti neden yaptığını anlamam, tahmin etmem ve affetmem maalesef mümkün değildir."
Bununla da yetinmeyen Keskin, yerelde kongre kaybetmesine rağmen hâlâ gayrimeşru bir şekilde koltuk ve unvan iddialarını sürdüren oportünist aktörlerin "şizofrenik" ve "dut yemiş bülbül" benzetmeleriyle rüzgara göre yön belirleme çabalarını da deşifre ediyor.
Bu kişilerin Kılıçdaroğlu ya da Sarıbal kanadından alacakları olası bir talimatla örgütün karşısına çıkmaları durumunda, Yıldırım örgütünün tavizsiz bariyeriyle karşılaşacakları alenen ilan ediyor.
***
Bugün CHP’ye yönelik yapılan hukuksuz hamleler, yalnızca dışarıdan gelen yargısal kuşatmalardan ibaret değildir; bu kuşatmayı içerideki statüko arayışlarıyla besleyen, iktidar bloklarıyla gizli ya da açık paslaşan klikler de bu tehdidin bir parçasıdır.
Av. Ahmet Keskin’in manifestosu; adaletin, laikliğin, cumhuriyetin ve demokrasinin tasfiye edilmek istendiği bu karanlık dönemde, yamyamlara ve siyaset esnaflarına karşı çekilmiş tertemiz bir "Hodri meydan" restidir.
Bu manifesto, siyasi konjonktür neyi dayatırsa dayatsın, ilkeli duruşun eski dostluklardan ve makam beklentilerinden her zaman daha üstün kalacağını tüm Türkiye örgütlerine hatırlatan tarihi bir kılavuzdur.
Bu çok seviyesiz,iç duyguları ve kavgaları ile ruh halini dışa yansıtmış neyin manifestosu.
Butlan kararı siyasi ve ahlaksızca bir karardır.
Bunu destekleyenler de bizim nazarımızda aynı şeydir.
Ama biraz herkes kendine ve geçmişine birde şu anki konumuna geldiği yere bakar.
Sormazlarmı ?
Sen nasıi ilçe bşk oldun.
Seni kim ilçe bşk yaptı,adaylaştırdı.?
Bozbey ve N.Yeşiltaşın yıldırım delegelerinin iş vadi, market kartı ,Bld çalışanları ilntehdidi kısacası iktidarın gücünü kullanarak satın alarak buraya gelmedin mi.
Geldin de ne yaptın ?.
Bi ayağın İst. İlçeye uğradığınmmı var. Bi icratınmmı var.
Bld. Gitti yemin,suyun kesildi de bi iki mahalleye gidebildin.
En önemlisi de sen iki yıllık CHP li geçmişin var kimseye 40 yıllık bu partiliye bok atamazsın.