Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Bu Bir BTSO Seçimi Yazısı Değildir

Değildir dedik ama yazının öznesi yine de BTSO seçimleri olacak.

Bu Bir BTSO Seçimi Yazısı Değildir
Paylaş:
N

Bu Bir BTSO Seçimi Yazısı Değildir

Her seçimin tarafları vardır ve bu doğaldır. Aklı ve fikri olan herkesle kendi fikirleri, doğruları ve ideolojisi doğrultusunda taraf olur. Tarafsızlık,  bir gazeteci - yazarın kendisi için söyleyebileceği en büyük yalandır. Bir insan düşünebiliyor, bu düşüncesini söyleyemiyor veya doğru ifade etmekten imtina ediyorsa ona gazeteci demek, benim nazarımda gazeteciliğe en büyük hakarettir.

Burada esas olan taraf olmak değil, objektif olmamak, ayıplanacak ve eleştirilecek durumdur. Kendisini gazeteci olarak tanımlayan kişinin ne kadar gerçekçi olduğu, onun mesleki tanımını gözler önüne serer.

Bütün bu sözler niye?

Şimdiye kadar tüm seçimlerde tarafımı seçtim ve tavrımı gerekçeleri ile ortaya koydum. Desteklediğim adayları yeri geldiğinde acımasızca eleştirdim. Beni az çok tanıyanlar bunu bilirler.

Bir önceki BTSO seçimlerinde de mevcut başkan İbrahim Burkay'dan yana koydum. Bu seçimlerde de aynı tavrımı çekinmeden ortaya koydum. Ancak geçen seçimlerde birileri İbrahim Burkay'ı destekleyenleri "tarihin en eski mesleğini icra edenler" diyerek aşağılık bir tanımlama yapmışlardı.

Bu seçim döneminde İbrahim Burkay'ı destekleyenleri "yemlenenler" diye tanımlayan bir kalem esnafı ortaya çıktı. Bu konuda yapılan tartışmaları Bursa medyasına mensup birçok dostumuz gördüğü için isimleri rahatlıkla kullanabilirim.

Bursa medyasının çok ünlü yazarı Yüksel Baysal'ın bu ifadesi BTSO seçimlerinde İbrahim Burkay'ın tarafında yer tutan tüm düşünce insanlarını açıkça suçlayarak töhmet altında bırakmıştır.

Yüksel Baysal'ın yazısının tam metni ;


"Şimdi soruyorum tarafsızlık adı altında Burkay’dan yemlenenlere, Bursa’nın tümünü sanayi bölgesi yapmaya çalışan İbrahim Burkay’dan mı yana olmak lazım, yoksa değişimden mi?" şeklindedir.


Bu cümle Bursa medyasının, kimden taraf olursa olsun, ideolojik görüşü ne olursa olsun, sevin - sevmeyin, tümüne hakarettir. Bu cümleyi savunmak açıkça burada yapılan suçlamayı kabul etmek demektir. Zira bu düşünce tarzı, kendi gibi düşünmeyen herkesi, her fikri lekeleme, çamur atma girişimidir.


Böylesine ağır ithamlar ispatı gerektirir. İspat yükümlülüğü iddia edene aittir. Bu iddia somut kanıt ve isimlerle ortaya koyulmadığı sürece iddia edenin alnında kara bir leke olarak kalacaktır.


Yüksel Baysal Bursa medyasında kendisini sol tandanslı, demokratik vs vs olarak lanse eder. Bu ideolojiden taraf olmasının sakıncası yok. Ancak kendini böyle lanse eden zat-ı muhterem tek doğrunun kendi düşüncesi olduğu zannı ve de Bursa medyasına ayar verecek birisi olarak kendini görmekte. Onun doğrularından başka doğrulara tahammülü olmadığı, eleştiriye kapalı olduğu iyice ortaya çıkmış durumda. 


Lâfa gelince fikir özgürlüğünün bayraktarlığını yapan muhterem, başkalarının aksi fikirleri söz konusu olduğunda adeta faşizan bir tavır takınmakta bir sakınca görememektedir.


Yüksel Baysal herkese hakaret edebilir, asılsız dedikodular çıkartarak itibar suikasti yapabilir. İddia ettiği ve kanıtsız suçlamalar kendisine yönetildiğinde ise ispat ister, ispat etmeyen şerefsizdir klişesini kullanır. 
Yazı hayatım boyunca yazılarımda sadece iki kişiyi hedef aldım. Birisi ile mahkemelik oldum. Hiçbir yazımda da isimlerini açıkça belirtmedim. Yazdıklarımdan kim olduklarını anlayan anladı. İlk defa bir gazetecinin adını yazarak böyle bir yazı yazıyorum. 


Bundan sonrasını okuyanlara ve Bursa'da ki gazetecilere havale ediyorum ve uyarıyorum. Aman dikkat edin, Yüksel Baysal'ın yanında veya karşısında olduğu kişiler için yazı kaleme alırken dikkat edin. Bir anda "YEMLENEN" yaftası ile muhatap olabilirsiniz.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı