
CHP'de İhraç Depremi
Yıldırım'da İsyan Bayrağına Dönüştü
Atanmış Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Merkez Yönetim Kurulu’nun, Özgür Özel’e yakın 9 milletvekilini "kesin ihraç" talebiyle disipline sevk etmesi, parti içinde eşi benzeri görülmemiş bir yetki ve meşruiyet krizini tetikledi.
Ankara'da tüzük maddeleri üzerinden yürüyen hukuk savaşı, Bursa Yıldırım’da örgütün kitlesel isyanına ve radikal bir başkaldırıya dönüştü.
İhraç istemiyle hedef alınan isimler arasında yer alan Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’na sahip çıkan CHP Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin ve İlçe Yönetimi, zehir zemberek bir bildiri yayımlayarak mevcut genel merkezi "gayrimeşru" ilan etti.
“İrademize El Uzatamazlar”
CHP Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin liderliğindeki Yıldırım İlçe Yönetim Kurulu, "Kamuoyuna ve Büyük CHP Örgütüne" başlığıyla yayımladığı resmi açıklamada, tabanın özgür iradesi ve demokratik seçimlerle göreve geldiklerini vurguladı.
Mahalle temsilcilerinden il delegelerine, kurultayda Genel Başkan seçilen Özgür Özel’den ön seçimde sandıktan çıkan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na kadar tüm meşru organlara sonuna kadar sahip çıkacaklarını ilan eden ilçe yönetimi, ihraç kararlarına sert tepki gösterdi.
Açıklamada, ihraç edilmek istenen milletvekillerinin örgütün meşru iradesi olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve diğer milletvekillerimiz bizim irademizi temsil etmektedirler. İrademize el uzatanın sonunu iyi görmediğimizi ifade etmek isteriz. Halkın ve örgütün iradesini gasp edenler, yargı oyunlarının arkasına sığınarak bizim seçilmiş temsilcilerimizi ihraç etmeye kalkışamazlar!”
“Kılıçdaroğlu ve Sarıbal’ı Tanımıyoruz!”
Yıldırım İlçe Örgütü, mahkeme kararları ve hukuki kumpaslarla parti yönetimine yerleştiğini iddia ettiği mevcut yapıyı tanımayacaklarını çok net bir dille ifade etti.
Doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve Bursa milletvekili MYK üyesi Orhan Sarıbal’ı hedef alan açıklamada ezber bozan ithamlar yer aldı:
"Biz, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkan olarak tanımıyoruz! Bu kişileri bu görevlere bizler seçmedik, örgüt seçmedi!
Biz, Orhan Sarıbal’ın Merkez Yönetim Kurulu’ndaki görevini ve bu şekilde tepeden inme yöntemlerle oluşturulan bir Merkez Yönetim Kurulu’nu da asla kabul etmiyoruz! Bizler, Orhan Sarıbal’ı Bursa 2. Bölge Milletvekili olarak da tanımıyoruz! Bursa’da eğer partimizden ihraç edilmesi gereken bir milletvekili varsa; o da partililerimizin, örgütümüzün ve halkımızın taleplerinin tam tersine hareket eden Orhan Sarıbal’dır.
Açıkça görüyoruz ki, partimizin bu zihniyetle ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde bir başarı sağlama şansı yoktur. Sahada yurttaşlarımız bu anlayışa yoğun tepki göstermektedir."
Yetki mi, Koltuk Operasyonu mu?
Bursa'da sokakları hareketlendiren bu siyasi krizin Ankara ayağında ise tam anlamıyla bir tüzük savaşı yaşanıyor.
Kılıçdaroğlu yönetimindeki MYK, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Veli Ağbaba ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun da aralarında bulunduğu 9 milletvekilini sevk ederken bunu tüzükteki "ivedi durumlarda doğrudan disipline sevk yetkisi" maddesine dayandırıyor.
Ancak muhalif kanat ve parti hukukçuları, bu hamlenin tamamen tüzüğe aykırı bir yetki aşımı olduğunu belirtiyor.
Yıldırım İlçe yönetiminin "Mutlak butlan marifetiyle hukuken partimizin başına çöreklenmeye çalışanlar" olarak tanımladığı mevcut genel merkezi, anayasal ve tüzük sınırlarını zorlamakla suçluyor.
CHP Tüzüğü’ne göre bir milletvekilini disipline sevk etme yetkisi yalnızca Parti Meclisi veya Grup Disiplin Kurulu’na ait. MYK’nın taban üyeleri için öngörülen acil durum maddesini milletvekillerine uygulaması, "PM’deki delege çoğunluğunu ele geçirmeye yönelik bir hülle" olarak değerlendiriliyor.
2014 Süheyl Batum Kararı Ne Diyor?
Bursa örgütünün "Cumhuriyet Halk Partisi yandaş mahkemelerin kararlarıyla yönetilemez" çıkışı, gözleri doğrudan yargıya çevirmiş durumda.
Hukukçular, 2014 yılında yine bir MYK kararıyla ihraç edilen dönemin milletvekili Süheyl Batum’un açtığı davayı hatırlatıyor.
Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2015 yılında verdiği tarihi gerekçeli kararla Süheyl Batum’un ihracını şu gerekçelerle oy birliğiyle iptal etmişti:
Milletvekilleri sıradan parti üyeleri değildir, tüzükteki genel disiplin hükümleriyle doğrudan cezalandırılamazlar.
Bir milletvekilini Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk etme yetkisi sadece Parti Meclisi (PM) veya Grup Yönetimi'ndedir; MYK yetki aşımı yapmıştır.
CHP Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin ve Yönetimi, başta Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu olmak üzere hedef alınan hiçbir temsilciyi yalnız bırakmayacaklarını belirterek genel merkeze adeta ültimatom verdi.
Açıklama, "Cumhuriyet Halk Partililer iradelerini AKP ve işbirlikçilerine teslim etmeyecekler. Halkın ve örgütün iradesini gasp edenler, karşılarında görecekleri çığ gibi büyüyecek tepkinin altından asla kalkamazlar!" uyarısıyla son buldu.
2014 yılındaki Süheyl Batum emsali önlerinde duran 9 milletvekilinin, MYK’nın bu kararına karşı hızla yargı yoluna başvurması bekleniyor. Bursa'da yakılan bu isyan meşalesi, önümüzdeki günlerde diğer illere de sıçrayarak partiyi kaçınılmaz bir olağanüstü kurultay sürecine doğru sürüklüyor.
Karşısına geçip tiyatro gibi izleyen
YSK ya neden kimse ses çıkarmıyor.