Hukukçu Afşin Hatipoğlu’nun CHP Değerlendirmesi
Son günlerin konuşulan tek konusu CHP üzerine oynanan oyunlar.
Eski milletvekili Ayhan Sefer Üstün ve gazeteci Fatih Altaylı gibi isimlerin, "CHP’nin ağustos ayına kadar kurultay yapmaması halinde seçime girme yeterliliğini kaybedeceği" yönündeki iddiaları kamuoyunda geniş yankı buldu.
Hukukçu Afşin Hatipoğlu, kendi YouTube yayınında bu karmaşık hukuki tabloyu satır başlarıyla masaya yatırarak, popüler tezin aksine CHP'nin seçime girememe gibi bir riskle karşı karşıya olmadığını ileri sürüyor.
Tartışmanın odağında Siyasi Partiler Kanunu’nun 14. maddesi yer alıyor. Bu maddeye göre, siyasi partiler büyük kongrelerini en fazla 3 yılda bir toplamak zorunda.
Afşin Hatipoğlu’nun aktardığına göre, Ayhan Sefer Üstün ve Fatih Altaylı’nın savunduğu hukuki yaklaşım şu mantığa dayanıyor:
- İstinaf mahkemesi Kasım 2023'teki 38. Kurultay’ı iptal edince, parti hukuken bir önceki geçerli kongreye, yani Temmuz 2020’deki 37. Kurultay’a geri döndü.
- Karar uyarınca Kemal Kılıçdaroğlu ve dönemin Parti Meclisi organları göreve iade edildi.
- İçinde bulunduğumuz 2026 yılı itibarıyla, aradaki kurultaylar hukuken "yok" sayıldığı için CHP kâğıt üzerinde 6 yıldır kongre yapmamış bir parti konumuna düşüyor.
- Bu durum, SPK'nın 3 yıllık azami sınırını aştığı için partinin ilk genel seçime katılma yeterliliğini tehlikeye atıyor ve acil bir kurultay zorunluluğu doğuruyor.
Yargı Kollarının Çatışması
Afşin Hatipoğlu, yukarıdaki teze katılmasına engel olan en temel yapısal sorunun "yargı kollarının birbirine karıştırılması" olduğunu belirtiyor.
Siyasi partilerin seçim ve örgütlenme süreçlerinin temeli Medeni Kanun ve Dernekler Yasası'na dayansa da siyasi partiler için nihai ve özel denetim mercii Anayasa'nın 79. maddesi uyarınca Yüksek Seçim Kurulu'dur.
Hatipoğlu, mevcut krizin hukuk tarihindeki kırılma noktasını şu sözlerle özetliyor:
"İlk kez siyasi partilere hukuk mahkemeleri dahil olarak bir butlan kararı verdi ve gereğinin yapılması için YSK’ya gönderdi. Ancak YSK bu kararın gereğini yapmayarak sessiz kaldı; 'Sen benim muhatabım değilsin' diyerek kararı istinaf mahkemesine geri gönderdi."
Hukuk mahkemesinin kararına rağmen YSK’nın Kemal Kılıçdaroğlu’na yeni bir mazbata vermediğini vurgulayan Hatipoğlu, Kılıçdaroğlu'nun koltuğa bir YSK kararıyla değil, adliye mahkemesinin ihtiyati tedbir kararıyla oturduğuna dikkat çekiyor. Dolayısıyla hukuki bir "kayyım" veya "çağrı heyeti" sıfatı taşımadığını, sadece 2023'teki haklarının iade edildiğini belirtiyor.
Afşin Hatipoğlu, CHP'nin seçime katılamayacağı yönündeki kaygıları tamamen haksız buluyor ve bunun iki somut gerekçesini ortaya koyuyor:
Kasım 2025 (39. Kurultay) Gerçeği
İptal edilen 38. Kurultay’ın ardından, CHP Kasım 2025’te bir kongre daha (39. Kurultayı) gerçekleştirdi ve Özgür Özel bu kongrede 1300 oyla seçilerek YSK’dan mazbatasını aldı. Hatipoğlu, adliye mahkemesinin 2023 kurultayını iptal etmesine rağmen, YSK’nın kasım 2025’te kendi verdiği bu mazbatayı iptal etmediğini ve hâlâ geçerli kabul ettiğini hatırlatıyor.
CHP yönetimi, YSK’nın elindeki mevcut resmi kayıtlara dayanarak son olağan kongresini Kasım 2025'te yaptığını ve organlarını yenilediğini yasal olarak ispatlayabilir. YSK bu mazbatayı inkar etmediği sürece, SPK’nın "en fazla 3 yılda bir kongre yapılır" şartı fiilen yerine getirilmiş durumdadır.
Afşin Hatipoğlu, adliye mahkemesi kararlarının YSK tarafından de fiili olarak nasıl kadük bırakılabileceğini geçmişteki "Gürsel Tekin / Özgür Çelik" olayı üzerinden örneklendiriyor:
İstanbul İl Başkanlığı seçimleri sürecinde hukuk mahkemesi Gürsel Tekin’i kayyım olarak atamıştı. Ancak il seçim kurulu bu karara rağmen Özgür Çelik’in il başkanlığı seçimini kabul etti, kurultay delegeliğini tanıdı ve mazbatasını verdi. Adliye mahkemesi bu fiili duruma müdahale edemedi.
Hatipoğlu, bu örneği genel merkeze uyarlayarak şu tespiti yapıyor:
"İstanbul’da adliye mahkemesine rağmen Özgür Çelik’e mazbata verildiyse, genel kurul anlamında da adliye mahkemesi, istinaf ve Yargıtay’a rağmen Özgür Özel’e yeniden yapılacak bir seçimde mazbata verilebilir. Biri uçak, biri trendir; biri rayda gider, biri havada uçar. Birbirleriyle alakası yoktur."
Sonuç ve Genel Değerlendirme
Afşin Hatipoğlu’na göre, CHP'nin önünde "1 ay içinde kurultay yapmazsa seçime giremez" gibi bir yasal dayatma bulunmuyor. Karşı karşıya kalınan durum, adliye mahkemelerinin kendi görev alanı dışındaki seçim yargısına müdahale etmesiyle "hukuk uzayında yaratılan yapay bir boşluktan" ibaret.
Yargıtay aşamasında bu kararlar tartışılmaya devam etse bile, işin nihai icra mercii adliye mahkemeleri ya da icra daireleri değil, münhasıran YSK'dır. Parti içinde muhaliflerin topladığı 800 imza ile olağanüstü kongreye gitme çabası hukuken doğru ve denenmesi gereken bir yol olsa da, bu süreçte de tek muhatap yine Yüksek Seçim Kurulu olacaktır. YSK 2025 mazbatasını geçerli saydığı müddetçe, CHP hukuken meşruiyetini korumaya devam edecektir.