İmamoğlu ve Yasaklar Kronolojisi
Türkiye siyaseti, benzerine az rastlanır bir dönemden geçiyor.
Gözler, Silivri’deki duruşma salonlarında.
Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun durumu, artık sadece bir hukuki süreç değil.
Olay, ifade özgürlüğünün sınırlarını çizen bir demokrasi sınavına dönüştü.
İmamoğlu, son bir buçuk yılda yüzleştiği yasakları bir video ile paylaştı.
Sosyal medya hesabından yayınlanan bu video, sıradan bir mesaj değil.
Adım adım örülen bir "yasaklar kronolojisi".
Dijital dünyadan, en temel hak olan savunma hakkına kadar uzanan ağır bir abluka.
***
Yasaklar zinciri adım adım örüldü.
İlk büyük darbe, 24 Nisan 2025’te geldi. Kişisel X hesabına erişim engeli getirildi.
İmamoğlu’nun YouTube kanalı ve Aday Ofisi’nin diğer mecraları da karartıldı.
Ancak asıl vahamet, dijital mecraların ötesinde yaşandı.
Lisans diplomasının iptal edilmesi, sadece bir kısıtlama adımıydı.
Fotoğrafının ve sesinin kullanımı dahi yasaklandı.
Daha da çarpıcısı, mahkeme salonlarında yaşandı.
Silivri'de, 51'i tutuklu yüzlerce sanığın yargılandığı devasa "İBB Davası"nda, İmamoğlu'nun savunma hakkı kısıtlandı.
Doğrudan mahkemede yapacağı savunmanın önüne set çekildi, sözü kesildi.
Madem salonda konuşturulmuyorum, o halde yazarım dedi.
Mahkemede yapamadığı o savunmayı yaklaşık 400 sayfalık, 10 bölümlük bir kitaba dönüştürdü.
Adını "Millet Şahidimdir" koydu.
Kitabın, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda raflarda olması planlanıyordu.
Ancak kitap daha matbaada, baskı aşamasındayken polis ekiplerinin müdahalesine uğradı.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla toplatıldı, satışı ve dağıtımı tamamen yasaklandı.
Tablo çok net.
İfade özgürlüğü, tarihte eşine az rastlanır bir kuşatma altında.
İmamoğlu’nun videodaki şu sözleri, aslında dönemin de en kısa özeti:
“Sosyal medya hesabım yasak!
Fotoğrafım yasak!
Sesim yasak!
Savunma yapmam yasak!
Kitap yayınlamam yasak!
Yasaklar kronolojisi…”
Bu kısıtlamalar silsilesi, sadece bir adayın değil, kamuoyunun haber alma hakkının da gaspıdır.
Demokrasinin aldığı bu derin yaralar, toplumun hafızasına kazınıyor.
Yaşananlar, tarihe şimdiden not düşülen karanlık bir dönemin başlıkları olarak kayda geçiyor.
Millet, gerçekten de şahitlik etmeye devam ediyor.