Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin Etkisi
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Soğuk Savaş jeopolitiğinin bir ürünü olarak ortaya çıkan Komünizmle Mücadele Dernekleri, yalnızca dönemsel bir antikomünist refleks olmakla kalmayıp Türk sağ siyasetinin entelektüel, kurumsal ve paramiliter omurgasını inşa etti.
Geçmişten bugüne devlet kadrolarını ve resmi ideolojiyi şekillendiren bu tarihi yapılar, günümüz siyasi retoriğinin ve sivil toplum modellemesinin de genetik kodlarını barındırıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından küresel nizamın iki kutuplu bir jeopolitik kırıma uğraması, Türkiye’nin iç ve dış siyaset mimarisini kökten bir dönüşüme zorlamıştır.
Bu dönüşüm Anadolu insanının sol partileri, dinsiz ve komünist hainler olarak görmesine sebep olmuştur.
1947 Truman Doktrini ve Marshall Planı ile Batı ittifakına dahil olan Türkiye, bu stratejik konumlandırmayı iç siyasette devlet ideolojisi olarak destek vermiştir.
***
1948’de Zonguldak ve 1950’de İzmir gibi stratejik kentlerinde yerel reaksiyonlar olarak filizlenen bu hareket, 1960’larda devletin en üst kademelerince desteklenen devasa bir kurumsal ağa dönüşmüştür.
Komünizmle Mücadele Dernekleri, seküler/ırkçı Türkçülük ile geleneksel/ümmetçi mukaddesatçılığı "ortak düşman" potasında eriten ve ilerleyen yıllarda devletin resmi doktrini haline gelecek olan Türk-İslam Sentezi’nin ilk harcını karan kurumsal oluşumdur.
Muhafazakar-milliyetçi elitlerin insan kaynağı fabrikası işlevini gören bu yapılar; Süleyman Demirel’den Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan’a, Milli Görüş kadrolarından Fethullah Gülen gibi yasa dışı ağların kurucu aktörlerine kadar, Türk sağ siyasetine yön verenlerin yetiştiği yapı olmuştur.
İki büyük dalga halinde organize olan derneklerin ilk evresinde Fethi Tevetoğlu, İlhan Egemen Darendelioğlu ve Bekir Berk gibi isimler yer almıştır.
Asıl kitleselleşme ise 1956'da İstanbul merkezli başlamış ve 1963'te devlet desteğiyle yeniden yapılandırılmıştır.
Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel derneğin fahri başkanlığını kabul ederken, Adnan Menderes ve Celal Bayar gibi liderler faaliyetleri açıkça desteklemiştir.
İkinci dalganın entelektüel omurgasını ise Peyami Safa, Necdet Sançar ve Prof. Dr. Zeki Velidi Togan gibi isimler oluşturmuştur.
ABD’nin Yeşil Kuşak Projesi ve içerde yükselen sol hareketleri bastırma hedefiyle çalışan dernek, kısa sürede Türkiye genelinde 110'un üzerinde şubeye ulaşmıştır.
Mitingler ve yoğun propaganda yayınlarıyla Anadolu'da hücreleşen yapı, 1960'ların sonunda paramiliter bir boyuta evrilmiştir.
ABD’nin 6. Filo’sunu protesto eden solcu gençlere karşı düzenlenen ve tarihe Kanlı Pazar olarak geçen, 2 işçinin hayatını kaybettiği eylemlerin organize edilmesinde Komünizmle Mücadele Dernekleri şubeleri ve Milli Türk Talebe Birliği etkin rol almıştır.
12 Mart 1971 muhtırasının ardından işlevini Ülkü Ocakları, Yeniden Milli Mücadele Hareketi ve siyasi partilere (MSP, MHP) devreden dernekler, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle yasal olarak tamamen kapatılmıştır.
Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin ürettiği iç düşman/dış mihrak söylemi, alan hakimiyeti kurma stratejileri ve muhalif unsurları kriminalize eden söylem biçimi Soğuk Savaş sonrasında da varlığını sürdürmüştür.
Bugün adında "komünizmle mücadele" ibaresi geçmeyen ancak devlet desteğiyle sivil alanı holdingleştiren yeni nesil muhafazakar vakıflar, Aydınlar Ocağı’nın entelektüel mirası ve siyasi olarak yerli ve milli-gayrimilli ayrımı, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin tarihsel genetiğinin güncellenmiş birer versiyonu olarak Türk siyasal hayatındaki derin etkisini korumaktadır.
Komünizmle Mücadele Dernekleri resmi olarak kapansa da; Aydınlar Ocağı, Milli Türk Talebe Birliği, İlim Yayma Cemiyeti, Türkiye Gençlik Vakfı ve KADEM gibi yapılar, devlet destekli sivil toplum örgütlenmesi modeli açısından KMD'nin modern versiyonlarıdır.