Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Mesele Fotoğraf mı, Bursa mı?

Bursa’da BTSO seçimleri yaklaştıkça ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Projelerden çok fotoğrafları, yatırımlardan çok ilişkileri, gelecekten çok imaları konuşuyoruz.

Mesele Fotoğraf mı, Bursa mı?
Paylaş:
N

Oysa Bursa iş dünyasının önündeki mesele kimin kiminle fotoğraf çektirdiğinden çok daha büyük.

Geçtiğimiz günlerde BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından paylaşılan fotoğrafa bazı çevreler farklı anlamlar yükledi. “Gözdağı” diyen oldu, BTSO seçiminin siyasallaştırılmak istendiğini söyleyen oldu, hatta buradan seçim sonucuyla AK Parti’nin siyasi başarısı arasında bağ kuranlar bile çıktı.

Peki gerçekten mesele bu mu?

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’nın ülkenin Cumhurbaşkanı ile görüşmesi ve Bursa iş dünyasının projelerini, yatırımlarını, beklentilerini anlatması neden başlı başına bir rahatsızlık konusu olsun?

Bir şehrin iş dünyasını temsil eden kurumun başkanı Ankara’da kapı açabiliyor, Bursa’nın projelerini ülkenin en üst karar makamına taşıyabiliyorsa ben önce görüşmenin içeriğine bakarım.

Çünkü benim için asıl mesele fotoğraf değil, o masaya ne konulduğudur.

İbrahim Burkay’ın önünde hiç olmazsa anlatabileceği bir proje dosyası var. TEKNOSAB var, KOBİ OSB var, Bursa Business School var, BUTEKOM var, GUHEM var, Model Fabrika var. İhracat, fuarcılık, mesleki eğitim ve yeni nesil üretim projeleri var.

Bunları beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Eleştirirsiniz. Eksik bulursunuz. Hatta “Bursa için çok daha iyisi yapılabilirdi” dersiniz.

Bunların hepsi meşru.

Ama o zaman ben de tek bir soru sorarım:

Alternatifiniz ne?

Çünkü Bursa’nın ihtiyacı tam olarak bu tartışmadır.

Projenin karşısına proje koyun. Vizyonun karşısına vizyon koyun. Rakamın karşısına rakam koyun.

Fakat son dönemde BTSO seçimlerinde işin yönü buradan uzaklaşıyor. İmalar, kişisel ilişkiler, aile bağları, siyasi yakınlıklar ve kimin yönettiği bile belli olmayan hesaplardan yapılan paylaşımlar üzerinden bir seçim atmosferi oluşturuluyor.

Bursa’nın gelecek 20 yılını bunlarla konuşamayız.

Üstelik burada ciddi bir “ölçü” problemi de var.

İbrahim Burkay’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile verdiği fotoğraftan siyasi sonuç çıkarıyorsak, bundan birkaç hafta önce Özer Matlı’nın İstanbul’da Bilal Erdoğan ile kamuoyuna yansıyan fotoğrafını hangi ölçüyle değerlendireceğiz?

Bir fotoğrafa “doğal temas”, diğerine “gözdağı” diyebilir miyiz?

Diyemeyiz.

Birinin siyasi temasını sorguluyorsanız diğerinin siyasi temasını da aynı ölçüyle değerlendirmek zorundasınız.

Çünkü ölçü kişiye göre değişmeye başladığı anda tartışmanın inandırıcılığı da ortadan kalkar.

Aynı durum TEKNOSAB tartışmasında da karşımıza çıkıyor.

Bir taraftan “rant”, “arsa ticareti”, “kapalı ilişkiler” gibi son derece ağır ifadeler kullanılıyor. Elbette sorgulayın. Gazeteci de sorgulasın, iş insanı da sorgulasın, kamuoyu da sorgulasın.

Ama yine aynı cetveli kullanarak.

TEKNOSAB’ın kamuya açık internet sitesinde altyapıda görev alan yüklenici ve alt yüklenici firmalardan fabrikaları yapan şirketlere ve bölgedeki katılımcılara kadar listeler yayımlanıyorsa, “şeffaflık” tartışması yapılırken bunun da söylenmesi gerekir.

Çünkü “şeffaf değil” demekle bir yapı otomatik olarak şeffaflıktan çıkmaz.

Ve madem konu arazi, rant ve TEKNOSAB…

O zaman gelin hepsini konuşalım.

Özer Matlı’nın TEKNOSAB bölgesinde 3 bin 200 dönüm araziye sahip olduğunu kendisinin açıkladığı belirtiliyor.

O halde sormak neden yanlış olsun?

Bu 3 bin 200 dönüm arazinin geleceği ne olacak?

Ne amaçla alındı?

Bugünkü kullanım planı nedir?

Gelecekte nasıl değerlendirilecek?

Soğuksu’da, Gemlik’te ve farklı bölgelerde alınan araziler için nasıl bir planlama düşünülüyor?

Bu soruları sormak kimseyi suçlamak değildir.

Tam tersine, herkese aynı şeffaflık standardını uygulamaktır.

Burkay’ın projesindeki araziyi santim santim sorgulayıp rakibinin binlerce dönümlük arazisini görmezden gelirseniz, orada artık mesele şeffaflık olmaktan çıkar.

Benim itirazım tam olarak buna.

Bir başka tartışma da sanayi alanları üzerinden yürütülüyor.

“Bursa’nın tamamını sanayi bölgesi yapmak istiyorlar” demek kolay.

Ama Bursa’nın gerçeğine baktığınızda şehir içinde sıkışmış, büyüyemeyen, lojistik ve depolama problemi yaşayan binlerce KOBİ olduğunu da görmek gerekiyor.

Daha da ilginci, yeni sanayi alanlarına karşı çıkan söylemlerle birlikte Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde yeni KOBİ OSB’leri kurulması önerisinin de gündeme gelmesi.

O zaman tartışmamız “Bursa’da sanayi olsun mu, olmasın mı?” kadar basit değil.

Asıl mesele sanayinin nerede olacağı, nasıl planlanacağı, hangi teknolojiyle üretim yapılacağı, çevreye nasıl etki edeceği, şehre ne kadar katma değer sağlayacağı ve Bursa’nın gelecek 20-30 yıllık ekonomik yapısında nasıl bir yere oturacağıdır.

TEKNOSAB’a yalnızca bir sanayi parseli olarak bakarsanız başka bir şey görürsünüz.

Yüksek teknolojili üretim, enerji, lojistik, veri altyapısı ve yeni nesil sanayi modeli üzerinden bakarsanız başka bir şey.

Eleştiri olacak.

Hem de sonuna kadar olacak.

Ama önce kişi hakkında bir kanaat oluşturup sonra bütün projeleri o kanaati doğrulayacak şekilde okumaya başladığımızda sağlıklı bir tartışma yapamayız.

O zaman GUHEM bilim merkezi olmaktan çıkar, “çocuklara birkaç uzay görselinin gösterildiği yer” olur.

TEKNOSAB yüksek teknolojili üretim bölgesi olmaktan çıkar, yalnızca “arsa projesi” olur.

KOBİ OSB şehir içinde sıkışan işletmelere yönelik bir çözüm arayışı olmaktan çıkar, “Bursa’yı sanayiye boğmak” olur.

Böyle bir tartışmanın Bursa’ya kazandıracağı hiçbir şey yok.

İbrahim Burkay’ı desteklemek zorunda değilsiniz.

Özer Matlı’yı da desteklemek zorunda değilsiniz.

Bu, Bursa iş dünyasının vereceği karardır.

Ama Bursa adına soru soruyorsanız, o soruyu herkese aynı sertlikte sormak zorundasınız.

Birinin siyasi temasını mesele yapıyorsanız diğerinin siyasi temasını da konuşacaksınız.

Birinin arazisini sorguluyorsanız diğerinin 3 bin 200 dönümünü de soracaksınız.

Birinin sanayi alanı projesini eleştiriyorsanız diğerinin önerdiği yeni OSB’leri de masaya yatıracaksınız.

Ve en önemlisi…

“Burkay yanlış yapıyor” demekle yetinmeyeceksiniz.

“Ben Bursa için daha iyisini şöyle yapacağım” diyeceksiniz.

İşte BTSO seçimlerinin ihtiyacı tam olarak bu.

Daha az algı.

Daha az ima.

Daha az kişisel hikâye.

Daha fazla proje.

Daha fazla veri.

Ve her şeyden önemlisi, daha fazla Bursa.

Çünkü seçim günü geldiğinde fotoğraflar oy kullanmayacak.

Sosyal medya hesapları oy kullanmayacak.

İmalar, dedikodular ve siyasi yakınlık tartışmaları da oy kullanmayacak.

Sandığa Bursa iş dünyası gidecek.

Seçim bittikten sonra fotoğraflar eskiyecek, paylaşımlar unutulacak, seçim sloganları bitecek.

Geriye yine Bursa kalacak.

Fabrikalarıyla, KOBİ’leriyle, ihracatçısıyla, çalışanıyla, gençleriyle ve geleceğiyle…

O nedenle bugün sorulması gereken soru, “Kim kiminle fotoğraf çektirdi?” değil.

Asıl soru şu:

Kim Bursa’nın önüne nasıl bir gelecek koyuyor?

Ben fotoğrafa değil, işte o cevaba bakarım.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı