Mutlak Butlan ve Siyasette Yaşanan İlkler
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in, partinin Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayı’nı geçersiz kılan mahkeme kararı sonrası düzenlediği gece yarısı basın toplantısı, Türk siyasi tarihinin en hareketli kırılma noktalarından birini gözler önüne serdi.
Yaşanan hukuki kriz, anlık bir mahkeme kararından ziyade, Mayıs 2023 seçimlerinden itibaren örülen siyasi mühendisliğin sonucudur.
Seçimlerin kaybedilmesi, muhalif seçmende ve parti tabanında derin bir umutsuzluğa ve duygusal kopuşa yol açtı. CHP’nin protesto oyları %40'ı buldu.
Özgür Özel ve ekibi, 2023’ün Kasım ayında yapılan 38. Olağan Kurultay’a, müesses nizamın "izin vermezler" şeklindeki icazetçi anlayışına ve delege yapısına meydan okuyarak, "CHP değişmelidir" anlayışıyla yola çıktı. Delegelerin sokağın sesini dinlemesiyle kurultayda yönetim değişti.
Değişimden 4 ay sonra (31 Mart Yerel Seçimleri) girilen seçimlerde CHP, 47 yıl sonra ilk kez sandıktan birinci parti olarak çıktı.
Türkiye nüfusunun %65'ini ve ekonominin %84'ünü yöneten bir güce ulaştı.
19 Mart 2025’e gelindiğinde siyaseten sonuç alamayan iktidar bloğu, yargıyı devreye soktu. CHP'nin seçimi kazanması kesin olan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu tutuklattı.
Ve 21 Mayıs 2026.
İstinaf mahkemesi, iktidarın baskısı ve "Saray'ın önceden yazdığı" iddia edilen bir senaryoyla, CHP'nin Kasım 2023 kurultayını geriye dönük olarak geçersiz kılan "mutlak butlan" kararını açıkladı. Karar, yargı içi müzakereler bile tamamlanmadan, piyasaların kapanmasına yakın bir zaman diliminde apar topar sisteme yüklendi.
Kılıçdaroğlu’nun Koltuk Sevdası
Krizin en çok tartışılan boyutlarından biri, önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın çevresinin bu mahkeme kararına karşı takındığı tutum oldu.
Kasım 2023 kurultayında yenilgiyi tam olarak kabullenmeyen ve Özgür Özel’in elini kaldırmayan Kılıçdaroğlu, bu hukuki krizle birlikte yeniden tartışmaların odağına yerleşti.
Mahkemenin "kurultay öncesine dönülmesi" kararını haklı bir yargı hükmü gibi gören Kılıçdaroğlu, karardan bir gün önce sosyal medyasından yayınladığı video ile CHP’nin başına geçeceğini resmen açıklamış oldu.
Kılıçdaroğlu, kriz gecesi Özgür Özel’i telefonla aramış ancak Özel, sürecin yoğunluğu ve gecenin yarattığı siyasi psikoloji nedeniyle bu telefona hemen geri dönmemiş.
Kılıçdaroğlu’nun, iktidar güdümlü bir mahkemenin "butlan" kararıyla, yani "AKP yargısının eliyle" yeniden genel başkanlık koltuğuna dönmesi, mevcut parti yönetimi tarafından büyük bir sadakatsizlik ve ihanet olarak yorumlanıyor.
Özgür Özel, yaşanan bu gelişmeyi net bir dille, "Saray rejimi tarafından millete, sandığa ve geleceğin iktidar partisine yapılmış bir sivil darbe" olarak nitelendirdi.
"Konforlu Muhalefet" Koltuğuna Red…
Özel, rejim tarafından kendisine örtülü olarak "Akıllı ol, otur, rejimle uğraşma" mesajı verildiğini ve bu sayede 30 yıl boyunca rahatça oturabileceği "konforlu muhalefet liderliği" teklif edildiğini ifşa etti.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından kendisine "Ankara'da otur, partinin başında kal" denildiğini belirten Özel, şahsi ikbali için İmamoğlu’na sırt dönmeyi ya da Mansur Yavaş seçeneğini tüketmeyi reddettiğini söyledi.
Amacının muhalefette konfor sürmek değil, partiyi iktidar yapmak olduğunu söyleyerek bu kirli teklifleri elinin tersiyle itti.
Mahkeme kararının sadece CHP’yi değil, tüm ülkeyi hedef aldığını savunan Özel, kararın duyulmasının ardından borsada yaşanan %8,5'lik düşüşle yarım saat içinde 10 milyar dolarlık rezervin yakıldığını ifade etti. Ayrıca, bir asliye hukuk mahkemesinin siyasi partilerin kurultaylarına müdahale edebilmesinin, Türkiye’de hiçbir siyasinin koltuğunun ve hiçbir partinin kongresinin güvencesinin kalmadığı anlamına geldiğini; bunun YSK’yı tamamen baypas etmek olduğunu söyledi.
Özgür Özel, teslim olmayacaklarını ilan ederek, tedbir kararının kaldırılması için derhal Yargıtay’a başvurmuş, ertesi gün de Yüksek Seçim Kurulu’na kendisinin verdiği mazbataya ve siyasi partiler rejimine sahip çıkması için başvuruda yapıp, çağrıda bulunacağını açıkladı.
Özel ve parti yöneticileri, tıpkı Saraçhane’de yapıldığı gibi Genel Merkez binasını sabaha kadar ışıklarını yakarak savunacaklarını ve burayı terk etmeyeceklerini ilan etti.
İkinci veya yedek bir parti kurma fikrinin ancak kapatma davalarına karşı bir tedbir olabileceğini; CHP’nin "baba ocağı" ve ev sahibi olduğunu, ev sahiplerinin gitmeyeceğini belirterek, yeni bir parti arayışını kesin olarak reddetti.
Başta Şanlıurfa Barosu olmak üzere onlarca baronun, sendikaların ve DSP ile Zafer Partisi (Ümit Özdağ) gibi farklı kanatlardan siyasi liderlerin gece yarısı gösterdiği dayanışma ile, bu kara gecenin bir umut gecesine dönüştüğünü savundu.
Özgür Özel’in resti, "butlan" kararı üzerinden CHP’yi dizayn etmek ve muhalefeti adaysız, lidersiz bırakmak isteyen Saray rejimine karşı bir varoluş mücadelesidir.
Kılıçdaroğlu’nun bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir uzlaşı zeminine prim vermesi durumunda, milletle uzlaşamayacağını net bir dille ifade eden Özel, meşruiyetini mahkemelerden değil, sokağın sesini dinleyen delegeden ve halkın sandıktaki iradesinden aldığını ilan ederek tarihi bir direniş başlattı.