Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Sorumluluk ve Vebal Büyük

Paylaş:
N

Sorumluluk ve Vebal Büyük

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Altılı Masa" yı terk etmesi sonrasında başlayan siyaset arenasında yaşanan gelişmeler pazartesi akşamı siyasi parti liderlerinin yeniden bir araya gelmesi neticesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 13. Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin protokole girmesi ile nihayetlendi.

Şimdi Altılı Masa'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olacak sorusunda filmi geriye doğru saralım. 

Mevcut Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan'nın Cumhurbaşkanı adayı olacağını sağır sultan bile bilirken, bunu Erdoğan'nın ağzından duymak mümkün olmadı. Bunun sebebi büyük bir ihtimalle YSK'nın Anayasa'nın hükmüne uygun olarak Erdoğan'nın Cumhurbaşkanı adaylığını onaylamama ihimali oldu.

Erdoğan'nın ağzından adayım lafzı çıkmadığı halde iktidara yakın yazarlar ısrarla Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı kim olacak diye soruyor ve muhtemel adaylar üzerinden hangisinin seçimi kazanacağını ifade ediyorlardı. Efendim, falanca şahıs aday gösterilirse muhalefet Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilirmiş. Ben bunbunlar için gizli muhalif ve hatta CHP li diyorum. Elbette bu işin espri tarafı. Yaptıkları, aldıkları talimat üzerine suyu bulandırmak.

Habertürk TV de yayınlanan bir tartışma programında iktidara yakınlığı ile bilinen Hasan Öztürk "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığı Saddet Partisi'nin kapısı önünde ilan edildi. Bunu Saadet Partililere hatırlatıyorum. Bu enteresan bir şey" dediği anda kıyamet koptu. Bel altı vurup, provokasyon konusunda maharetlerini ortaya döken yandaş vede AKP li yazar çizer takımı haber kanallarında nasıl olur da suyu bulandırırız derdine düştüler. 

Şimdi Hasan Öztürk, Cem Küçük türevlerine sormak gerekiyor;

Milli Görüş ve onun lideri merhum Necmettin Erbakan'na ve onun söylediklerine bu denli itibar ediyorsunuz?

Necmettin Erbabakan'nın AKP ve kurmayları için söylediklerine bakıp neden hala AKP saflarındasınız?

Mesela;

“Onları bazı dış güçler buraya getirdi. Şu anki dünya düzeninin; ırkçı, Siyonist emperyalizmin, insanları köleye çeviren güçleri. Batılı, Siyonist dünya düzenine bilmeden destek oluyorlar. Yaptıklarının çoğu yanlış. Vergiler ve borçlarla Siyonistlere para kazandırıyorlar"

"Erdoğan siyonizmin kasiyeri oldu. O benim öğrencimdi. Ona yapması gerekenleri söyledim, ama dediklerimi yapmadı. Şimdi amacımız onu devirmek"

Ve, Necmettin Erbakan'nın AKP ve Erdoğan için söylediği nice söz var. 

Bu sözler ortada dururken Milli Görüş hassasiyetinden bahsetmek en son bu türevlere düşer.

Altılı Masayı eleştirenlerin kullandığı argümanlardan biri de ideolojik olarak bir birlerine zıt gibi görülen siyasi partilerin bir araya gelmesi.

Şimdi de AKP nin yancı ortağı MHP nin Genel Başkanı Devlet Bahçelinin Erdoğan, Erdoğan'nın Bahçeli için sarf ettiklerini hatırlayalım.

Bahçeli;

“Erdoğan akli ve kalbi melekelerini kaybetmiş bir görüntü çizmektedir. Sağlıklı düşünme, sağlıklı karar ve irade oluşturma yeteneğinden mahrum olduğu da anlaşılmaktadır. Erdoğan ya susmalı ya da sakat fikirlerinden çok acil ve derhal vazgeçmelidir”

“Özellikle Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden, kaçak sarayda saltanat süren Recep Tayyip Erdoğan; söz ve fiilleriyle, tavır ve davranışlarıyla, tutum ve sinsi taktikleriyle ülkemizi kısır tartışmalarla boğmaktadır. Cumhurbaşkanlığının saygınlığını zedeleyen, milli ve tarihi vasfını aşağılara çeken bu şahıs, Türkiye’nin başına çöreklenmiş, bahtını ve ufkunu hepten perdelemiş durumdadır” 

"Türkçeye şaşı bakan, Türkçeyi aşağılayan, Türk dilini küçümseyen birisinin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini taşıyor olması tarihe, millete ve gelecek ülkülerine resmen kast etmektir"

"7 Haziran’da hıyanet, rezalet ve melanet niyetlerin ikinci yarısı başlıyor diyenler, hükmen yenilecek, ahlaken, vicdanen ve dinen küme düşecektir"

"Bizi en çok rahatsız eden ise Erdoğan'ın yeminin sayısız çiğnemesidir. Tekrar hatırlatıyorum. TBMM'de yaptığı tarafsızlık yeminini namus ve şerefi üzerine etmişti. Şu sorunun cevabını bilen söylesin. Namus ve şeref üzerine yemin ederken namus ve şereften ne anlamaktadır? Şeref gibi derdi olmayanın Türkiye'nin şerefini savunması beyhudedir."

“Erdoğan’ın, despot ve diktatör tavırları toplumsal dip dalgayı tahrik edebilecek ve ülkemiz çok tehlikeli çatlak ve çalkalanmalara hapsedilebilecektir. Böyle giderse Erdoğan’ın, Tunus’un devrik lideri Zeynel Abidin Binali gibi ülkeden kaçması, yurt dışına çoktan kaçırdığı serveti ile kalan ömrünü tamamlaması hiç kimse adına sürpriz olmayacaktır"

"Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir ya Türk düşmanıdır ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü görevlisidir."

"Öcalan canisiyle ve başkanlık sistemini kurma hedefine sabitlenen Erdoğan, geri dönülmeyen bir mecra ve maceraya sapmıştır"

Erdoğan;

''Evlenmemiş olabilirsin. Ama sen ailenin kadir kıymetini bilmezsin. Çünkü anne olmak, baba olmak ayrı bir şey''

Erdoğan'nın sadece paylaştığım bir sözü bile yeterli.

Senelerce birbirlerine bu denli ve kişinin ailesini, özelini hedef olan sözler varken sorgula(ya)mayanlar, Millet İttifakı'nı sorguluyorsa biraz olsun düşünmek gerekiyor.

Meral Akşener'in verdiği tepki ve sonrasına yaşananlara gelince; 

Bu olacaktı ve oldu. Ancak sonrasında yaşananlar iktidar cephesini pek memnun etmişe benzemiyor. Ankara'da Saadet Partisi ve CHP merkezleri Ankara'nın ayazına rağmen saatlerce bekleyen insanlarla doldu. Ankara'da bir miting yapılsa ancak bu kadar kalabalık olurdu. Taşıma seyirci yok, bedava köftye ekmek yok, yevmiye yok, işten atılma tehdidi yok.

Ve, gecenin bir vaktine kadar saatlerce süren sabırlı bekleyiş.

Görünen o ki, Millet ittifakı 3 Mart 2023 tarihinden daha güçlü hale geldi. Masanın dağıldığına sevinen iktidar ve yandaşları Ankara'da yapılan son toplantıdan sonra ve özellikle Mertal Akşener'in Habertürk TV kanalında Fatih Altaylı ile yaptığı program sonrası ibreler Millet İttifakı yönünde hareket etmeye başladı. Bununla birlikte yandaşlarda bir panik havası oluşmaya başladı.

Örnekleyelim;

Habertürk'te yayınlanan programda Meral Akşener; "Seçimi kazanacağımıza inancımız tamdır. Bu yüzden ittifak ortağımız partilerin genel başkanları milletvekili adayı olmayacaklar"

Bunun akabinde yandaş medyadan şu eleştiri geldi. 

Zaten Cumhurbaşkanı yardımcısı olunca milletvekilliğinden istifa edecekler"

Bu cümleler sihirli kelimelerden oluşuyor.

Bu ifade, iktidar kanadında seçimin kaybedileceği endişesinin en açık halidir.

Bundan sonrası;

Sancılı bir süreçten sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdardaroğlu Altılı Masa'nın veya Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayıdır. İktidar partisine (görünürde) aidiyeti olmayıp sürece ket vurmaya çalışan kim varsa Millet İttifakı'nın içindeki gizli AKP li provokotör olarak anılacaktır. Bundan sonrası, muhalefet bloğunun var gücü ile çalışıp AKP iktidarına son vermesidir. Gerisi laf-ı güzaftır. 

Zira bu seçimde çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nasıl bir ülkede yaşayacağının kararını verceğiz.

Sorumluluk ve vebal büyük.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı