Verdiniz Yetkiyi, Gördünüz mü Ebenizi
2018 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 19 Haziran 2018'de halka “24'ünde bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” demişti. Bu söz halk arasında "ver yetkiyi, gör etkiyi" deyimine dönüştü. 24 Haziran'da yapılan referandumla Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş yaptı.
2017 yılında yapılan Anayasa Referandumu ile tek adam rejimine geçiş yapan Türkiye, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan yeni yönetim şekli ile yoluna devam etmeye çalıştı.
Bugün hukuktan ekonomiye, eğitimden sağlığa insan hayatına değen her şeyde bunun sonuçlarını yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz. Nereye kadar, bu sisteme onay verenlerin de canı yanana kadar.
Ekonominin rakamlar formüle edilip açıklanan tarafı olduğu gibi, hiçbir rakamsal formüle dayanmayan ancak uyulmadığı takdirde sonuçlarının acı bir şekilde formüle edilip, faturası ağır olan kuralları da var.
Rakamsal formüller ve sonuçları manipüle edilebilir, ancak diğer kuralları sert, acı ve reeldir. Bu kurallardan biri de ahlaklı bir hukuk sistemi ve uygulamasıdır. Bu olmadığı sürece ülkede ne reel yatırım olur, ne de reel yabancı yatırım sermayesi gelir. Mevcut olan yerli / yabancı sermaye de hukukun üstün olduğu güvenilir limanlara doğru kaçar.
Bu konuya kaynak olabilecek yüzlerce vaka var. Ancak son günlerde tartışma konusu olan Sarıyer Poligon Mahallesi
“6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” bahane gösterilerek rezerv alan ilan edildi ve 19 Eylül 2024 te pay satış ihalesi gerçekleşti. Ne hikmetse bu ihaleye tek şirket katıldı.
Maalesef bu satış sürecinden hak sahipleri haberdar olmadı. Gerçi mahalle halkı rezerv alan iptali için yargıya başvurmuştu. Ancak mahkemeden de olumsuz karar çıktı ve rezerv alan kararı kesinleşti.
Çok yakın geçmişte beyaz et sektörüne bir operasyon yapıldı. Şirket sahipleri ve yöneticileri göz altına alındı ve şirketlerine kayyım atandı. Gerçi yanlıştan dönüldü amma ve lakin testi bir kere çatladı.
Bütün bu uygulamalar maalesef yeni hükümet sisteminin sonuçları. Bir kararname ile mal ve sermaye varlığınız akşamdan sabaha elinizden çıkabilir.
Eğer ekonomik bir suç söz konusu ise bunun cezası ekonomik olmalıdır. Ancak yeni hükümet sistemi gösteriyor ki, böyle tefarruatlara gerek yok. Niyet mal çalmaksa minareye kılıf çoktan hazırlamıştır. Ve böylesi bir durumda, hukuk ta tek adamın elinde olduğu sürece yasal bir güvenceniz yok demektir.
Akşam yastığı başınıza koyduğunuz ev sizinken, sabah uyandığınızda o ev artık bir inşaat şirketinin ve yine siz uyurken banka hesabınıza yatan evinizin bedeli ile bir göz oda bile alamayacaksınız.
Bütün bunlar yaşanırken aynısının başınıza gelmeyeceğinden ne kadar eminsiniz?
Muhtemelen değilsinizdir.
Böylesi bir ortamda neden ve ne kadar yatırım yaparsınız? Sermayenizin ne kadarını riske atarsınız?
Peki, yabancı yatırımcı bu durumda nasıl yatırım yapar, yatırımını ve sermayesini bu ülkede tutmaya ne zamana kadar devam eder?
Eğer yatırımını ve sermayesini başka ülkelerin mahkemesine, hukukuna ve adaletine teslim ederse belki.
Bırakın yabancı yatırımcıyı artık yerli yatırımcılar da bir dava söz konusu olursa Londra mahkemelerinin yetkili olması durumunda yatırım yapıyor.
NEDEN?
Sözü aşağıdaki alıntı ile bitirelim
Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası ilk Şansölyesi Konrad Adenauer’e atfedilen meşhur söz şudur: "Umarım bir daha İsa bile gelse, tüm yetkiyi tek kişiye verecek kadar aptal olmayız."