YENİ Parti, Eski Alışkanlıklar…
Bir partinin yeni olması, yalnızca adının değişmesiyle mümkün değildir. Gerçek yenilik; siyaset yapma biçiminde, yönetim anlayışında ve kullanılan dilde kendini göstermelidir.
YENİ Parti’de il başkanlarının, üyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek ön seçimlerle belirlenmesi öngörülüyor. Ardından, ayrı bir tarihte yapılacak kongrelerde il delegelerinin oylarıyla il başkanı ve yönetimi resmiyet kazanacak.
Üyelerin doğrudan söz sahibi olması elbette değerli. Ancak asıl mesele, bu katılımın yönetim anlayışına ne kadar yansıyacağıdır.
YENİ Parti’nin kuruluş sürecinde, CHP’den ayrılan il ve ilçe örgütlerinde görev almış isimler önemli rol üstlendi. Bugün de kurucu kadrolardaki pek çok ismin, yönetim listelerinde küçük değişiklikler yaparak seçilmiş olarak, yeni sürece yönelik çalışmalarına başladılar.
Oysa partinin üye yapısı yalnızca bu kadrolardan oluşmuyor. Farklı siyasi anlayışlardan gelenler ve daha önce hiçbir siyasi yapının içerisinde bulunmamış üyeler de bu oluşumun bir parçası.
Dolayısıyla yeni bir siyasi hareketten beklenen, eski kadroların yeni bir çatı altında buluşmasının ötesine geçmesidir.
Kongre süreçlerine baktığımda, nitelikli bir yenilenmenin izlerini yeterince göremiyorum. Söylemlerde de “yeni” sıfatının hakkını verecek ölçüde belirgin bir farklılık olduğunu düşünmüyorum.
YENİ Parti; tüzüğüyle, programıyla, temel ilkeleriyle ve yönetim kadrolarının diliyle kendi siyasi kimliğini ortaya koyabilmeli. CHP’de alışılmış söylem kalıplarının dışına çıkabilmeli.
Gelelim yaşadığım şehir Bursa’ya…
Kurucu İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın geride bıraktığı sürece baktığımızda, oldukça zorlu bir dönemden geçtiğini görüyoruz. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından düzenlenen protestolarda ön saflarda yer aldığı günleri de hatırlıyoruz.
Elbette o günlerde “Ne şiş yansın ne kebap” anlayışıyla hareket edenleri de unutmuş değiliz.
Bugün il başkanlığına aday olan, YENİ Parti’nin önceki dönem Nilüfer Kurucu İlçe Başkanı Özgür Şahin ise “değişim” sloganıyla yola çıkıyor.
Doğrusu merak ediyorum: Henüz yeni kurulmuş bir partide nasıl bir değişimden söz ediliyor? Değişmesi istenen kadrolar mı, yönetim anlayışı mı, yoksa siyaset yapma biçimi mi?
Bu soruların açık ve somut yanıtları olmalı.
Özgür Şahin’in adaylığının son anda ortaya çıkması da bu açıdan sorgulanmayı hak ediyor. Değişim iddiasıyla yola çıkanların, adaylık süreçlerinde de katılımcı ve şeffaf bir anlayış sergilemesi beklenir.
CHP’den YENİ Parti’ye geçen isimlerin, geçmişten kalan hesaplaşmalarını yeni partilerine taşıması kime ne kazandırır? Yeni bir başlangıç hedefleniyorsa, eski siyasi alışkanlıklarla yüzleşmek de gerekmez mi?
Birileri de soruyor: “Neden Nihat Yeşiltaş’ı eleştirmiyorsun?”
Eleştirelim elbette. Ancak eleştirinin somut bir dayanağı ve anlamı olsun.
Örneğin, üyelere ulaşmak için 0212 alan kodlu telefonlardan arama yapılması üzerinden tartışma yürütülüyor. Buradan hareketle Özgür Çelik’in adı anılıyor, İstanbul’dan destek alındığına ilişkin iddialar dile getiriliyor.
Oysa bir telefonun alan kodu, tek başına böyle bir iddianın kanıtı olabilir mi?
Partinin internet sitesinin kullanılması üzerinden yapılan eleştirilerde de asıl konuşulması gereken, adaylara eşit imkân sağlanıp sağlanmadığıdır.
Seçim süreçlerinde her aday, etik sınırlar içerisinde farklı iletişim araçlarından yararlanabilir. Önemli olan; kişilik haklarını hedef almamak, bel altı söylemlere başvurmamak ve rekabetin adil koşullarda yürütülmesini sağlamaktır.
Aynı ölçütler Özgür Şahin için de geçerli olmalı.
Nilüfer ilçe örgütünün olanaklarından yararlanıp yararlanmadığı, tarafsız olması beklenen ilçe yöneticilerinin süreçte nasıl bir tutum aldığı da aynı açıklıkla sorulabilmeli.
Adaylık kararı öncesinde kendi ilçesindeki üyelerin görüşüne ne ölçüde başvurulduğu da…
Eleştiri, yalnızca bir adaya yöneltildiğinde değil, herkese aynı ölçüyle uygulandığında anlam kazanır.
Bursa’da Nihat Yeşiltaş ile Özgür Şahin’in yarışacağı üye bazlı ön seçim, yalnızca bir il başkanını belirlemeyecek. Aynı zamanda YENİ Parti’nin nasıl bir siyaset anlayışıyla yoluna devam edeceğine ilişkin de önemli bir işaret verecek.
İnanıyorum ki üyeler, tercihlerini kişisel hesaplaşmaların ya da yönlendirmelerin etkisiyle değil; Bursa’nın, ülkenin ve partilerinin geleceğini düşünerek yapacaktır.
Her iki adaya da başarılar diliyorum.
Ancak şu soruyu sormayı da gerekli görüyorum: Parti yeni; peki, siyaset anlayışı ne kadar yeni?