Türkiye, modern siyasi tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçerken; hukuk, bir denetim mekanizması olmaktan çıkıp siyaseti dizayn etmenin en keskin enstrümanına dönüştürülmüş durumda.
Belediye başkanlarının ellerinde gerçekçi hiç bir delil olmaksızın cezaevlerine kapatılması, bu mutlak baskının somut bir sonucudur. Burada amaç sadece bir yöneticiyi görevden uzaklaştırmak değil, "sıra size de gelecek" mesajıyla tüm muhalif unsurları felç etmek, korku iklimini kalıcı hale getirerek toplumu mutlak bir boyun eğmeye zorlamaktır.
Bursa, bu baskı politikasının en dramatik sahnelerinden birine tanıklık ediyor. Yılların emeği ve halkın tercihiyle göreve gelen Mustafa Bozbey’in tutuklanması, yerel demokrasinin nasıl bir "suç yaratma" fabrikasına kurban edildiğinin açık kanıtıdır.
Bursa gibi, Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden birinde, halkın değişim talebinin yargı yoluyla cezalandırılması, iktidarın kaybetmeyi kabullenemeyen refleksinin bir dışavurumudur. Bozbey şahsında cezalandırılan, aslında Bursalıların sandığa yansıyan iradesidir. Somut deliller yerine niyet okumalar ve zorlama dosyalarla yürütülen bu süreç, hukukun siyasete feda edildiği bir infaz düzenini ortaya koymaktadır.
Tutuklu Bir Cumhurbaşkanı Adayı ve Demokrasi Ayıbı
Siyasal mühendisliğin zirvesi ise kuşkusuz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye’nin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk halidir. Bir Cumhurbaşkanı adayının demir parmaklıklar ardına konulması, Türkiye’nin uluslararası alandaki demokratik meşruiyetine vurulan en ağır darbedir. İmamoğlu’nun tutukluluğu, iktidarın seçimle yenemediği rakibini "hukuk dışı yollarla" saf dışı bırakma çabasıdır. Bu durum, Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaktan uzaklaşıp, yargının sadece siyasi rakipleri elemek için kullanıldığı bir yapıya evrildiğini tüm dünyaya ilan etmesidir.
Bugün Türkiye’de belediye başkanları üzerinden yürütülen bu operasyonlar, CHP’yi ve muhalefeti sadece belediyelerde değil, genel siyasetten de silme hamlesidir. "Mutlak mutlan" baskısı altında, delilsiz tutuklamalar ve yapay suç dosyalarıyla inşa edilen bu düzen, sürdürülebilir değildir.
Tarih göstermiştir ki; yargı eliyle yapılan siyasi mühendislikler, halkın vicdanında her zaman ters tepmiş ve mağdur edilen liderleri daha güçlü bir şekilde zirveye taşımıştır.
Halkın iradesi ne Bursa’da, ne de İstanbul’da dört duvar arasına sığdırılamaz.
Adalet, bir gün herkese lazım olduğu gibi, bugün onu bir silah olarak kullananlara da lazım olacaktır.
Güzel ifade Etmişsin
Sevgili Güzel İnsan