Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

"Yetmez Ama Evet"ten "Yetmez Ama Kılıçdaroğlu"na

CHP Bursa Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin’in parti içi dinamikleri ve yerel siyasetin kırılma hatlarını masaya yatırdığı sosyal medya paylaşımı, sadece bir iç hesaplaşma değil, aynı zamanda kavramların nasıl içinin boşaltıldığını gösteren ibretlik bir siyasi analiz sunuyor.

"Yetmez Ama Evet"ten "Yetmez Ama Kılıçdaroğlu"na
Paylaş:
N

"Yetmez Ama Evet"ten "Yetmez Ama Kılıçdaroğlu"na

Siyaset sahnesi, dönemler ve aktörler değişse de toplumsal hafızayı manipüle etmeye çalışan sinsi yöntemlerin tekerrüründen ibarettir.

Bugün ana muhalefet partisi CHP’nin koridorlarında ve dijital mecralarda yürütülen yeni nesil algı mühendisliği, tam da bu türden bir kurnazlığın tezahürü olarak karşımıza çıkıyor: "Yetmez ama Kılıçdaroğlu" kampanyası.

CHP Bursa Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin’in parti içi dinamikleri ve yerel siyasetin kırılma hatlarını masaya yatırdığı sosyal medya paylaşımı, sadece bir iç hesaplaşma değil, aynı zamanda kavramların nasıl içinin boşaltıldığını gösteren ibretlik bir siyasi analiz sunuyor.

Yuvarlak Söylemler ve İlkesizlik

Ahmet Keskin’in sosyal medya hesaplarında yayınladığı metinde; bireysel çıkışlar yapıyor gibi görünen ancak, yazdıkları metinlerin ortak dilinden organize hareket ettikleri açıkça anlaşılan sinsi yapılardan bahsediyor.

Bu yapıların en belirgin stratejisinin ise, açık ve net bir siyasi pozisyon almaktan kaçınmak olduğunu vurguluyor.

Keskin bu kişilerin, "Yargı müdahalesine karşıyız" gibi demokratik ve meşru bir zeminin arkasına gizlenirken, ne seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in arkasında durduklarını, ne de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu red ettiklerini söylüyor.

"Yetmez Ama Evet" Zihniyetinin Dönüşü

Ahmet Keskin’in analizindeki en güçlü damar, bugünkü siyasi tasarımı anayasa referandumu dönemindeki "Yetmez ama evet" zihniyetiyle eşleştirmesidir.

Keskin’in derin analizinin özeti şöyle:

“Hatırlanacağı üzere o dönemde de demokrasi, özgürlük ve darbe karşıtlığı gibi yüce değerler birer maske olarak kullanılmış; kitleler mevcut iktidarın anayasasının arkasına dizilirken, bu illüzyonu üretenler şahsi ikballerinin ve siyasi rantlarının peşinden koşmuşlardı.
Toplum ise bu aktörleri iyi niyetli demokrasi havarileri zannederek bağrına basmıştı.

Bugün de sahnelenen oyunun metodolojisi tamamen aynıdır. Dün Yıldırım’da bu “yetmez ama evet”çi zihniyetin tek bir pankart dahi asmasına müsaade etmeyen net ve kararlı duruşu "statükoculuk" olarak yaftalamaya çalışanlar, bugün de kendilerini "siyaset erbabı", ilkeli duruş sergileyenleri ise "kültürsüz bir cahil sürüsü" gibi gösterme gayretindedir. Ancak bu kez yavuz hırsız ev sahibini bastıramayacaktır.

Bu sinsi siyaset biçiminin sadece Bursa’da değil, Türkiye genelindeki baş temsilcisi ve lideri olarak CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın işaret edilmesi, analizin en somut ve çarpıcı tespitidir.

“Sarıbal’ın taktiği, sorulduğunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu doğrudan savunmamak ancak dürüstlük, devrimcilik ve yolsuzluk karşıtlığı gibi solun en asil kavramlarını kötüye kullanarak kitleleri o çizgide hizalamaktır.
Bursa sokaklarında yükselen "Orhan Sarıbal Bursa’ya gelme!" sloganlarının arkasındaki sosyolojik ve siyasi öfke, işte bu kavramsal istismara duyulan tepkidir.
Ortak dostların kırılması ya da duygusal yakınlıklar, siyasi gerçekliğin önüne geçemez; nitekim bu anlayışla mücadele etmek, özünde ülkeyi uçuruma sürükleyen genel iktidarla mücadele etmekle aynı düzleme yerleşmiştir.

Gerçeklikle Bağın Kopması ve Sonuç

Siyasetin ve sosyolojinin bir gerçeği vardır diyen Keskin; “Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir yapının bugün %5 oy bile alabilmesi mümkün değildir ve bu kirli kampanyayı yürütenler de bu hakikati çok iyi bilmektedir. Gerçeklikle bağı kopan bu odakların nihai hedefi, halk hareketini içeriden çürütmek, muhalefeti işlevsiz kılmak ve toplumu sahipsiz bırakarak mevcut düzene teslim etmektir.değerlendirmesini yapıyor.

Ahmet Keskin, paylaşımının finalinde, “Demokratik muhalefetin görevi "taşa toprağa" sahip çıkıyormuş gibi yapmak değil, iktidar tarafından yok edilmek istenen halk hareketinin kendisine gövdesiyle ve özüyle sahip çıkmaktır.
Bir tek ocağın daha sönmesine, bir tek yurttaşın daha canının yanmasına tahammülümüzün olmadığı bu sıkışık takvimde, yapılması gereken tek şey sinsi ara yolları reddetmek, sandığın bir an önce önümüze gelmesini sağlamak ve bu ülkenin yakasına yapışan tüm statükocu sülükleri söküp atmaktır. Sinsiliğe karşı takınılacak tavır dün ne kadar sertse, bugün bin katı, yüz bin katı daha sert olmak zorundadır.”
İfadesiyle tavrını net olarak ortaya koyuyor.

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı