Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi'nin kent dinamikleri olan akademik odalar temsilcilerinden oluşan Yerel Yönetimler Komisyonu tarafından 31 Mart yerel seçimlerinde seçilecek olan belediye başkanlarından, kenti demokratik, katılımcı, şeffaf denetlenebilir bir şekilde yönetilmesi noktasında, yazılan 30 sayfalık Bursa Yerel Yönetimler Manifestonu uyacaklarına dair söz vermelerini istediler.
ADD Bursa Şubesi'nin yapmış olduğu Bursa Yerel Yönetimler Manifestosu Toplantısına, İYİ Parti Büyükşehir Adayı Bursa Milletvekili Y. Selçuk Türkoğlu, Yeniden Refah Partisi Büyükşehir Adayı Sedat Yalçın, CHP Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç, CHP Osmangazi Belediye Başkan Adayı Erkan Aydın Yeniden Refah Partisi Nilüfer Belediye Başkan Adayı Zeynep Candan Albayrak katıldılar.

Bursa Yerel Yönetimler Manifestosunun Özeti haberimizin ekindedir:
Türkiye'nin geleceğine şekil verecek olan 2024 Yerel Seçimleri öncesinde bizler Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi olarak, seçilecek yerel yönetimlerden beklentilerimizi bilimsel temelli yaklaşımlar ve uzmanlık alanlarının birikimlerinden yararlanarak siyasi partiler, adaylar ve kamuoyu ile paylaşmayı görev sayıyor ve tüm adayları aşağıda açıklayacağımız konularda Bursa halkına SÖZ VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ. Bundan sonraki süreç içinde de kentimizde demokratik, katılımcı, şeffaf, denetlenebilir, etik kuralların işlediği, kamu yararının ve hukukun üstünlüğünün esas alınacağı yerel yönetim anlayışının gerçekleşmesi için gerekli politika, düşünce ve önerileri üretmeye ve Bursa ile ilgili uyarılarımızı yapmaya devam edeceğiz. TÜRKİYE CUMHURİYETİ tarihin ilk Antiemperyalist Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın kan ve ateş deryasından doğmuş, Batı’nın büyük bedeller ödeyerek 150 yılda yapabildiği devrimleri 15 yıla sığdırarak dünyadaki saygın yerini almış Büyük bir devlettir. Yerel yönetimlerde de büyüklüğüne yaraşır yönetilmelidir. ATATÜRK ve KEMALİST DEVRİMCİLER, devletimizi kurarken ‘’Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir.” ilkesiyle kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hamuruna bir maya katmışlardı. O mayanın adı NAMUS’tu. Türkiye Cumhuriyeti’ni çürümekten koruyan NAMUS MAYASI’nın eksilmesine, elindeki yetkiyi kullanırken Namuslu olacağından emin olunmayan kişilerin kamuda görev almasına asla izin verilmemelidir. Çok kutuplu yeni bir DÜNYA DÜZENİ nin oluştuğu 1900’lerin başında, barış, huzur ve topyekûn kalkınma için, bu toprağın insanlarının kadın erkek, dişiyle tırnağıyla birlikte yarattığı, başarısı sonuçlarıyla kanıtlı, bütün ilke, eser ve politikalarıyla dünyaya örnek olmuş ATATÜRK CUMHURİYETİ en doğru yoldur, YENİDEN o yola girilmelidir İyi bir yerel yönetimde ana unsur: Hukukun üstünlüğü, Katılımcılık, Açıklık, Saydamlık, Hesap Verebilirlik, Hesap Sorabilirlik, Denetim, Eşitlik ve Etkinlik gibi kavramların yaşama geçirilmesidir. 2024 yerel seçimleri öncesi Çağrımız: Toplumun geleceği açısından Rüşvet ve Yolsuzlukla mücadelede önemli olan ve nitelikli yönetimin gereği olarak seçim sonuçları açıklanmadan, tüm Belediye Başkan adayları ve Belediye Meclis üyelikleri adaylarının MAL BİLDİRİMLERİNİ, tüm Siyasi Partiler ile adayların SİYASETİN FİNANSMANINI topluma açık şekilde yapmaları, tüm Yerel yönetimlerde PARSEL BAZINDA İMAR DEĞİŞİKLERİNE son verileceğini kamuoyuna taahhüt etmeleri, etik kurallar, saydamlık, hesap verebilirlik açısından son derece ÖNEMLİ VE GEREKLİDİR. Öncelikle ülkemizde, “temiz siyaset/dürüst yönetim” temelinde bir “Siyasi Ahlak Devrimi” gerçekleştirilmelidir. Siyasetin kalitesi, Yaşam kalitemiz ile doğru orantılıdır. Zira siyasal erozyon çağdaş demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Siyasal görevler, bireysel çıkarlar için kullanılmamalıdır. Ticaret ile siyasetin bağı kesilmelidir. Siyaset, basın ve ticaret arasındaki ilişkilerde saydamlık sağlanmalıdır. Siyaset kurumu ve kamu yönetimi, sermaye, cemaat ve çıkar ilişkilerinden arındırılmalıdır. Yerel yönetimlerin sosyal faaliyet ve projelerinde LAİK DEMOKRATİK VE ATATÜRKÇÜ İLKELER doğrultusunda hareket etmeleri, özellikle laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı yapılarla iş birlikleri oluşturmamaları, laiklik ilkesini her alanda dikkate almaları son derece gereklidir. Siyasetin finansmanında şeffaflık sağlanmalıdır Aksi durum sermaye egemen bir anlayış ile siyasette emeği yok ettiği gibi siyasetin de kirlenmesine neden olmaktadır. Siyasette ve kamu yönetiminde, her türlü yozlaşma ve kirliliğe, etik dışı ilişkilere, tüccar siyaset anlayışına” son verilmelidir. “Temiz Siyaset- Dürüst Yönetim yapılanmasının gerçekleştirildiği, “adalet, erdem şeffaflık ve güven” değerlerinin oluştuğu çağdaş bir Türkiye, toplumumuzun ortak özlemi haline gelmiştir. Rant ekonomisi, imar yetkilerini kullanan siyaseti de kendisine bağlayarak bir kirlenme sürecini başlatmıştır. Çünkü yağmacı ekonomik beklentiler çıkar birliktelikleri ayrıcalıklı imar rantıyla beslenen bir mafya olgusunu da yaratarak giderek siyasetle bütünleşmeye başlamıştır. Sürekli olarak kamu çıkarlarına aykırı olarak tadil edilen kent planları uygulanmayan yargı kararları kentlinin, uzmanların kararlara katılımını ret eden yönetim anlayışları kent ve toplum sorunlarının çözülemeyecek boyutlara ulaşmasına ve kentin yaşam kaynaklarının yitirilmesine neden olmuştur. Bunun sonucu olarak kentimiz tarihi, turizmi, sanayisi ve tarımsal kimlikleri ile eşi az bulunur bir kent formunda iken uzun yıllar yönetimlerin yanlış, stratejiden yoksun, plansız, bilimsel yaklaşımları dışlayan, uzmanlık alanlarının görüşünü almayan katılımcılıktan yoksun uygulamaları ile bu önemli özelliklerini yitirmiş tarımsal potansiyelini kaybetmiş, çarpık sanayileşen ve yaşanmaz bir kent haline dönüşmüştür. Bursa’nın başlıca sorunları ; KENTE İLİŞKİN UZUN VADELİ PLANLAMA-HAVA KİRLİLİĞİ-GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ-GEMLİK KÖRFEZİ KİRLİLİĞİ-İZNİK ULUABAT GÖLLERİ KİRLİLİĞİ-NİLÜFER ÇAYI KİRLİLİĞİ-TOPRAK KİRLİLİĞİ-BİLİNÇSİZ TARIMSAL İLAÇLAMA-ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ-SANAYİ SİTELERİ-KENT İÇİ SANAYİ İŞLETMELERİ-ATIKLARIN KURAL DIŞI DEPOLANMASI-KENT İÇİ ULAŞIM-ULUDAĞ-BURSA OVASI-YEREL YÖNETİM POLİTİKALARI-ARSA ÜRETİMİ VE TOPLU KONUT POLİTİKALARI- KAÇAK YAPILAŞMA-KENT DEMOKRASİSİ- KENT VE KENTLİ KÜLTÜRÜNÜN GELİŞMESİ-YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI VS. SONUÇTA: S O L U K A L I N A M A Z, U L A Ş I L A M A Z V E Y A Ş A N A M A Z BİR BURSA… YEŞİL BURSA’DAN GRİ BURSA’YA! Türkiye’de son 40-50 yılda yaşanan değişim, kentlerin geleceğini de şekillendirdi. Bursa, hep büyük bir nüfusa ev sahipliği yaptı; Nüfus çeşitliliği, yoğunluk ve son olarak da kentsel dönüşüm, Bursa’nın kent yapısında köklü değişikliklere neden oldu. Bu çerçevede Bursa’ya bir “hafızasızlaştırma” başlığı altında bakacak olursak klişeleşmiş söylemlerden “ben yaptım oldu” mantığıyla yaşanan bu değişimle, kimliğini kaybetmiş bir şehir olarak karşımızda durmaktadır. Bursa artık gri bir şehir. Kent içinde yeşil alanların azalması, betonlaşma, yaşam alanlarının sanayi bölgelerinin içinde sıkışması, sürekli göç alması, hava kalitesi ve iklimsel sorunlarıyla karbon ayak izini büyüten bir şehir oldu. Tekrar yeşil Bursa için radikal kararlar almanın, kentin paydaşlarının katılımıyla geleceğe yönelik stratejik planların oluşturulmasının vakti geldi ve çoktan geçti. BURSA’NIN 1/100.000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI Geleceğimiz hakkında karar verecek olan 1/100.000 Ölçekli Planlar, kentlerin Anayasası niteliğinde olup, toplumsal bir uzlaşı ile hazırlanılması, onaylanması, sahiplenilmesi gerekir. Plan; açık, şeffaf, katılımcı, kentin ve toplumun yararını gözeten bir yaklaşımla ve doğru bilgilerle hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Plan onaylandıktan sonra, Kenti yönetenler mutlaka plana uygun hareket etmeli, kentte yaşayanlar ise planın doğru uygulandığını denetlemelidir. Kentin coğrafi tarihi ve kültürel değerleri, tarım alanları, yeşil alanlar, su kaynakları, tarihi ve kültürel tüm değerleri korunmalıdır. Barınma, İstihdam, ulaşım, temiz hava, temiz su gibi toplumun temel yaşam hak ve ihtiyaçları, sağlıklı çevre ve kaliteli yaşam çerçevesinde ve kentin değerleri korunarak sağlanmalıdır. Bursa da üst ölçekli plan çalışmaları 1990 ‘lı yıllarda başlamıştır. Son onaylı Bursa’nın Anayasası diye bildiğimiz Bursa 2020 Yılı 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı 19.01.1998 tarihinde mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca onaylanmıştır. 2020 Yılı Çevre Düzeni Planının amacı; “2020 yılında sürdürülebilir, yaşanabilir bir çevre yaratılması., Bursa’nın Tarihsel kimliğinin korunması doğrultusunda ve Türkiye’nin Kalkınma politikası içinde Bursa ilimin sektörel gelişme hedeflerini, planlama ilkelerini belirleyerek bu ilkeler doğrultusunda sağlıklı gelişmesini ve büyümesini temin etmek.” Belirlenmişti. Ancak yıllar itibariyle Bursa 2020 Yılı Çevre Düzeni Planının da bugüne değin yaklaşık 300 adet plan değişikliği yapılmıştır. Bu değişiklikleri yapan kurumlar sırasıyla Mülga(kaldırılmış) Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Mülga Çevre Bakanlığı, Mülga Bursa İl Özel İdaresi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisidir. Kısacası;2020 yılını hedef alan planda; onay tarihinden bu zamana kadar yapılan plan değişiklikleri Bursa 2020 Yılı 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında daha doğrusu Bursa’nın Anayasasında bulunmamaktadır. Günümüze kadar plan notları ile birlikte yapılan yaklaşık 300 plan değişikliği içinde; CARGILL – Mesut YILMAZ dönemi (ANKARA ODAKLI) 1998 YILI GÜRSU DIŞKAYA- (ANKARA ODAKLI) 2003 YILI BESOB – İL ÖZEL İDARESİ 2008 YILI KOTİYAK- (ANKARA ODAKLI) 2010 YILI TEKNOSAB (ANKARA ODAKLI) 2011 YILI TARIM ALANLARINA İLİŞKİN PLAN NOTLARI DEĞİŞİKLİĞİ – YEREL ODAKLI TOGG –ANKARA ODAKLI SAMANLI BAĞLANTI YOLU-BURSA ODAKLI planlar örnek verilebilir Bu zaman süresi içerisinde Bursa da yapılmak istenen ancak mücadele edilerek yaptırılmayan talan projelerde bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; MARZİNÇ (İlk önce Yenişehir’e yapılmak istendi olmadı ardından Mustafakemalpaşa ilçesine yapılmak istendi. Yerel halk tepki gösterince yapılmadı) RO-RO DENİZ TAŞIMACILIĞI TEHLİKELİ ATIK TESİSİ (yapılsa idi İzaydaş gibi olması planlanıyordu. Mustafakemalpaşa ilçesinin İnatlar Köyüne yapılmak istendi. Halk istemedi ve yapılmadı) TARIM ALANLARINI YÜKSEK YAPILAŞMA AMACI İLE İMARA AÇMAK Anlaşılacağı üzere Bursa 2020 Planı gerek yerel belediyeler gerekse bakanlıklar eliyle bozulmuştur. Bursa’nın korunması adına verilen tüm mücadelelere rağmen Bursa ovasının, tarım alanlarının, doğasının, doğal kaynaklarının tahrip ve talan edilmesi durdurulamamış yargı kararları uygulanmamış, Bursa değer kaybetmiş, yaşam kalitesi giderek düşmüş ve yaşanmaz hale gelmiştir.