Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Allende Trajedisi ve Günümüz Türkiye Siyaseti

Bugünün Türkiye siyasetini ve Allende dönemi Şili’sini yan yana getirdiğimizde, uygulanan sıra dışı ekonomik deneylerin, enflasyon sarmalının ve iktidar-muhalefet arasındaki uzlaşmazlık kültürünün paralellikler taşıdığını görüyoruz.

Allende Trajedisi ve Günümüz Türkiye Siyaseti
Paylaş:
N

Allende Trajedisi ve Günümüz Türkiye Siyaseti

Salvador Allende’nin 1970’te Şili’de başlattığı ve “Sosyalizme Giden Demokratik Yol” olarak tanımladığı deneyim, 11 Eylül 1973’te La Moneda Başkanlık Sarayı’nın bombalanmasıyla kanlı bir şekilde son buldu.

Üzerinden yarım asır geçen bu tarihi trajedi, sadece Soğuk Savaş'ın bir hatırası değil; aynı zamanda ekonomik krizlerin ve derin siyasi kutuplaşmaların bir ülkenin kaderini nasıl belirlediğine dair evrensel bir hafızadır.

Bugünün Türkiye siyasetini ve Allende dönemi Şili’sini yan yana getirdiğimizde, uygulanan sıra dışı ekonomik deneylerin, enflasyon sarmalının ve iktidar-muhalefet arasındaki uzlaşmazlık kültürünün paralellikler taşıdığını görüyoruz.

***

Allende iktidarının en büyük sınavı ekonomiydi.

Şili'nin temel gelir kaynağı olan bakırın millileştirilmesi, ABD destekli görünmez bir ambargo ile cezalandırıldı. Kredi muslukları kesilen Allende hükümeti, başlattığı geniş çaplı sosyal programları ve maaş artışlarını finanse edebilmek için karşılıksız para basma yoluna gitti.

Sonuç, yüzde 600'leri aşan hiperenflasyon, karaborsa ve temel tüketim maddelerine ulaşılamaması oldu.

Bugünün Türkiye'sine bakıldığında, her ne kadar uluslararası bir ambargo yaşanmasa da, siyasi otoritenin tercih ettiği sıra dışı para politikaları benzer bir sarsıntı yaratmıştır. İktidarın faiz sebep, enflasyon netice tezine dayanan ve faizleri düşük tutmayı hedefleyen politikası, Türk Lirası'nda tarihi değer kayıplarına ve dizginlenemeyen bir enflasyona yol açtı.

Tıpkı Allende’nin ekonomik çöküşü Nixon yönetiminin müdahalelerine bağlaması gibi, günümüz Türkiye'sinde de iktidar cephesi yaşanan sarsıntıları sıklıkla, dış güçlerin operasyonları ve bir ekonomik kurtuluş savaşı anlatısı üzerinden açıklıyor.

Her iki örnekte de ekonomik krizin en ağır bedelini ödeyen, alım gücü hızla eriyen ve yoksullaşan orta ve alt gelir grupları olmuştur.

***

Şili'de derinleşen ekonomik kriz, siyasi arenayı bir savaş alanına çevirmişti. Allende’nin sol koalisyonu karşısında birleşen merkez ve sağ muhalefet, parlamentoyu kilitlerken; sokaklar kamyoncu grevleri, iş bırakma eylemleri ve tencere-tava çalan orta sınıfın protestolarıyla felç olmuştu.

Siyasetin gri alanları yok olmuş, toplum kesin hatlarla ikiye bölünmüştü.

Günümüz Türkiye siyaseti de benzer bir kutuplaşma ile şekillenmektedir. Cumhur ve Millet  ittifakları arasındaki mücadele, sadece politik bir rekabet değil, adeta iki farklı Türkiye vizyonunun sert çarpışmasıdır.

İktidarın beka, güvenlik, yerli ve milli söylemlerine karşılık; muhalefet adalet, liyakat ve ekonomik yıkım üzerinden siyaset üretmektedir.

Bu amansız siyasi çekişmenin en somut yansıması ise sosyal yardımlar üzerinden verilen mücadeledir.

Allende'nin Şili'de yoksullukla mücadele için çocuklara ücretsiz süt dağıtması gibi, Türkiye'de de derinleşen yoksulluk sosyal politikaları siyasetin merkezine oturtmuştur.

Merkezi hükümet devasa bir sosyal yardım ağıyla seçmen tabanını korumaya çalışırken; muhalefetin elindeki büyükşehir belediyeleri Halk Süt, Kent Lokantaları, askıda fatura ve kreş destekleri gibi doğrudan tabana dokunan projelerle iktidara meydan okuma yoluna gitmiştir.

Sosyal devletin kim tarafından ve nasıl inşa edileceği, bugünün en büyük siyasi rekabet konusudur.

***

Allende'nin Şili'si, ekonomik bağımsızlık arayışının, kontrol edilemeyen enflasyonun ve uzlaşmaz siyasi kutuplaşmanın demokrasiyi nasıl uçuruma sürüklediğinin acı bir tarihi kanıtıdır.

Şili bu krizden çıkamayarak askeri bir diktatörlüğe teslim olmuştur.

Günümüz Türkiye'si ise ağır enflasyon yükü ve keskin iktidar-muhalefet çekişmesiyle Şili'nin o fırtınalı günlerini andıran bir siyasi iklimden geçmektedir.

Ancak Türkiye'nin bu gerilimle baş etme yöntemi, tüm siyasi aktörlerin meşruiyetin yegane kaynağı olarak gördüğü seçim sandığına sıkı sıkıya tutunmak olmuştur.

Ekonomik yıkımlar ve siyasi krizler ne kadar derinleşirse derinleşsin, Türkiye'nin sivil siyaset ve sandık iradesiyle çözüm üretme direnci, tarihi Şili trajedisinden ayrılan en önemli umut kaynağıdır.

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı