Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Modern Cadı Avları ve Siyasetin Mutlak Butlanı

Tarih, sadece tekerrürden ibaret değildir; bazen farklı coğrafyalarda, farklı aktörlerle ama aynı despotik reflekslerle yeniden sahnelenir.

Modern Cadı Avları ve Siyasetin Mutlak Butlanı
Paylaş:
N

Modern Cadı Avları ve
Siyasetin Mutlak Butlanı

Tarih, sadece tekerrürden ibaret değildir; bazen farklı coğrafyalarda, farklı aktörlerle ama aynı despotik reflekslerle yeniden sahnelenir.

1950'lerin Amerika’sında Senatör Joseph McCarthy'nin yarattığı Kızıl Tehlike paranoyası, devletin güvenlik aygıtlarını ve yargıyı kullanarak muhalif her sesi bir vatan haini parantezine almayı başarmıştı.

Masumiyet karinesinin çöktüğü, insanların fısıltılarla yargılandığı o karanlık dönem, bugün Türkiye'nin siyasi ikliminde, özellikle CHP üzerinde kurulan yargısal ve bürokratik baskı mekanizmalarıyla tuhaf bir benzerlik sergiliyor.

Ancak, Türkiye'deki tabloyu McCarthy döneminden ayıran bir boyut var, CHP’nin kendi içindeki yaşananlar.

***

Bugün Türkiye siyasetinde yargı erki, hukukun üstünlüğünü tesis eden bir terazi olmaktan çıkıp, siyasi mühendisliğin en kullanışlı aracı haline gelmiş durumda. Tıpkı Soğuk Savaş Amerika'sında olduğu gibi, milli güvenlik ve beka gibi güçlü kavramlar üzerinden, siyasi rakipler kriminalize edilmekte.

Bu yargısal kuşatma, özellikle CHP'li belediyeler, parti yöneticileri ve muhalif figürler üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor.

Açılan asılsız davalar, siyasi yasak talepleri ve ardı arkası kesilmeyen soruşturmalar, muhalefetin hareket alanını daraltan modern bir cadı avıdır.

Devletin idari mekanizmalarının bu denli siyasallaşması, alınan kararların hukuki geçerliliğini kökünden sarsmakta.

İdare hukukunun o temel kuralını hatırlamak lazım: Bir işlem, kurucu unsurlarındaki ağır ve bariz sakatlıklar nedeniyle hukuken hiç doğmamış kabul ediliyorsa, orada Mutlak Butlan vardır.

Bugün yargı eliyle şekillendirilen siyasi dizayn girişimlerinin birçoğu, maalesef hukukun ve kamu vicdanının gözünde tam olarak bu mutlak butlan maluliyetini taşımaktadır.

***

Dışarıdaki tablo bu kadar ağırken, asıl kriz muhalefetin kendi kalesinde yaşanıyor.

Hükümetin yargı eliyle yarattığı bu boğucu ortama karşı en güçlü kalkan, demokratik meşruiyeti tartışılmaz, dinamik ve değişime açık bir muhalefet yapısı olmalıydı.

Oysa yakın geçmişe damgasını vuran Kılıçdaroğlu dönemi ve onun parti içi inadı, kendince koruma stratejileri, bu kalkanı zayıflatan en büyük etkenlerden biri oldu.

Zamanında bir kaset kumpası sonrası, adeta atamayla göreve gelen Kılıçdaroğlu'nun, peş peşe alınan ağır seçim yenilgilerine rağmen koltuğu bırakmama ve kurultay yapmama inadı, siyasetin doğasına aykırı bir dirençtir.

Parti içi muhalefeti tasfiye eden, delegelik sistemini biat mekanizmasına çeviren bu yapı, aslında iktidarın otoriterleşme eğilimlerinin küçük ölçekli bir simülasyonunu işgal ettikleri parti içinde yarattı.

Dışarıdaki cadı avından şikayet eden bir yapının, içerideki farklı sesleri susturmak için tüzük ve kurultay oyunlarına başvurması, seçmen nezdinde büyük bir kırılma yaratıyor.

***

Gelinen noktada, Özgür Özel bugün kürsüye çıkıp grup toplantılarını yapıyor, partinin yeni rotasını çizmeye çalışıyor olsa da; Kılıçdaroğlu'nun o uzun ve inatçı döneminin yarattığı tahribat, CHP'nin üzerine yapışan sürekli sandık mağlübiyetinin kodlarını anlamak için kritik bir eşik oluşturuyor.

Eğer bir ülkede iktidar, yargıyı CHP’yi hizaya getirmek için bir araç olarak kullanıyorsa, o demokraside yetki saptırması vardır. Fakat aynı zamanda, o yapı kendi içindeki demokratik kanalları tıkayarak, koltuk bekasını toplumsal taleplerin önüne koyuyorsa, siyasetin tamamı felç olur.

Siyasetin tükendiği noktada başka büyük sorun başlıyor. CHP içindeki bölünmüşlük, kim kiminle ayrımına, yani gerçek anlamda kendi içinde bir cadı avına dönüşerek, düşman kardeşlerden  oluşan iki ayrı cephe oluşmasına neden oluyor.

Taraflar kendi söylemlerinde ne kadar haklı olursa olsun, bundan tek fayda sağlayan unsur iktidarını sürdürme çabası içinde olan hükümettir.

McCarthy'nin cadı avları, eninde sonunda Amerikan demokrasisinin kendi iç dinamikleriyle, basınla ve cesur hukukçularla yenilgiye uğratılmıştı.

Türkiye'nin mevcut siyasi krizden, yargı vesayetinden ve parti içi otokrasilerden çıkış yolu da yine hukukun evrensel ilkelerine ve tabanın demokratik taleplerine kayıtsız şartsız bağlı olmaktan geçmektedir.

Aksi takdirde, hem iktidarın güdümlü kararları hem de işgalcilerin koltuk inatları, tarih önünde mutlak butlan ile yok hükmünde sayılmaya mahkumdur.

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı