Fon Krizindeki Hız, Emekli İçin Neden Yok?
Siyasette ve ekonomi yönetiminde zamanlamalar hiçbir zaman tesadüf değildir.
Bir tarafta finans piyasalarında patlak veren krizler karşısında yıldırım hızıyla devreye sokulan yasal düzenlemeler, diğer tarafta ise yıllardır gelir kaybıyla ezilen milyonlarca emekliye sunulan sonu belirsiz vaatler...
Karşımızda duran bu tablo, iktidarın öncelik sıralamasını ve bakış açısını bir kez daha net biçimde ortaya koyuyor.
Son dönemde 455 binden fazla yatırımcıyı doğrudan etkileyen fon krizinde, kayıpların telafisi ve piyasa dengelerinin korunması gerekçesiyle meclis çarkları baş döndürücü bir hızla işletildi.
Sermaye çevrelerinin ve finansal aktörlerin mağduriyeti söz konusu olduğunda gösterilen bu bürokratik ve siyasi reflex elbette dikkat çekicidir. Ancak aynı kararlılığın ve aciliyet duygusunun, ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş milyonlarca emeklinin derinleşen yoksulluğu karşısında sergilenmemesi kabul edilebilir bir durum değildir.
Aynı süreçte, fon krizinin arka planını ve siyasi sorumluluklarını aydınlatmak amacıyla sunulan Meclis Araştırması önergesinin reddedilmesi de manidardır.
Tam da bu şeffaflık arayışının kapatıldığı günlerde, emeklilere yönelik yeni "müjde" ve "iyileştirme" haberlerinin peş peşe gündeme getirilmesi meşru bir sorgulamayı beraberinde getiriyor.
Acaba emekliye yönelik bu belirsiz vaatler, yaşanan finansal çalkantının ve meclisteki engellemenin üstünü örtmek, kamuoyu gündemini değiştirmek için mi devreye sokuluyor?
Bu sorunun yanıtı ne olursa olsun, sahadaki yalın gerçek değişmiyor.
Tüm Emeklilerin Sendikası'nın da haklı olarak vurguladığı üzere, emekli yurttaşlarımız seçim dönemlerinde ya da kriz anlarında ortaya atılan, ne zaman uygulanacağı ve miktarı muğlak olan "müjdelerle" avunacak durumda değildir. Üç beş bin liralık geçici pansuman tedbirler, mutfaktaki yangını ve pazardaki pahalılığı karşılamaya yetmiyor.
Burada unutulmaması gereken en temel hakikat şudur: Emeklilik bir lütuf veya sosyal yardım mekanizması değil; anayasal güvence altına alınmış, yılların alın teriyle ödenmiş primlerin karşılığı olan kazanılmış bir haktır.
Finans sektöründeki kayıpları bir gecede yasa çıkararak telafi etme iradesi gösterenler, milyonlarca emeklinin gasp edilen satın alma gücünü ve insanca yaşam hakkını teslim etmekle de yükümlüdür.
Emeklinin talebi belirsiz vaatler değil, hakkı olanın derhal teslim edilmesidir.