CHP’de mutlak butlan kararı sonrası yaşananları yurttaşlar olarak yakından takip ediyoruz.
CHP tarihinde yaşanmayanlar yaşanıyor.
Askeri darbeler dönemleri dışında siyasi anlamda böylesine büyük bir baskılama süreci yaşanmadı.
CHP’li olarak kendini tanımlayan bazı siyasi mevziler tarafından dizayn edilirken, hedef Cumhuriyet devrimleriyle vücut bulan CHP’yi kapatıp tarihten silmektir.
Siyasi terminolojide olmayan, ancak Medeni Kanun’da geçerliliği bulunan mutlak butla kararıyla, 38. CHP Kurultayı’nda seçimi kaybeden yönetimin yıllar sonra tekrar göreve getirilerek hukuk eliyle CHP’ye hukuksuzca, polis desteğiyle çöküldüğüne şahit olduk.
Tabii bu süreci büyük bir sükûnetle yöneten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nden çıkarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüyüşü ile başlattığı “Teslimiyet yok, mücadeleye devam” parolasını polis TOMA’sı üzerine çıkarak sembolleştirdi.
CHP tarihinde belki vardır, belki yoktur bilmiyorum ama bence ilk defa farklı bir bayramlaşmayla karşılaştık.
Bir tarafta mutlak butlancıların işgali altında olan CHP Genel Merkezi’nde organize edilen bir bayramlaşma programı, diğer tarafta CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP örgütlerinin Ankara Güvenpark’ta buluştuğu bir bayramlaşma programı yapıldı.
Bizzat kendim Güvenpark’ta yapılan, on binlerin katıldığı miting gibi bayramlaşmada on binler, Güvenpark’ı “Kurultay” sloganlarıyla inletti…
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bayramlaşmaya gelen kitleye yönelik yaptığı konuşmada çok önemli mesaj verdi, “ Benim kişisel vefa duygumun ötesinde halkımın isteklerine kulak veririm” diyerek, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak safını partinin seçilmiş belediye başkanlarıyla birlikte, 39. Kurultay’da seçilmiş yasal Genel Başkan Özgür Özel’den yana belirlediğini ortaya koydu ve birlikte Anıtkabir’e yürüyerek bunu onurlandırdı.
Güvenpark’ta toplumsal muhalefetin farklı katmanlarından insanların alanda yer aldığını gördüm.
CHP’li olmayıp sosyoekonomik durumdan rahatsız olan insanlarla karşılaştım, sohbet ettim.
Sohbet ettiğim insanların büyük çoğunluğu, başta İBB davası olmak üzere CHP kurultayı davasının bir kumpas olduğunu düşünüyor.
Mansur Yavaş’ın safını belirlemesi sonrasında bazı yandaş yazarların aba altından sopa gösterir gibi tehditkâr söylemler kullandıklarını görüyoruz.
Bu tiplere en iyi cevabı Ankaralılar veriyor.
Ankaralılar diyor ki; önceki dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve ailesi yargılanmadığı sürece, kimsenin bu ülkede yolsuzluktan yargılanamayacağını dile getiriyor.
Gelelim CHP Genel Merkezi önüne…
Ankara’ya girişe yakın olan CHP Genel Merkezi çevresine baktığımda, beklenen ölçüde kitlesel bir kalabalık yoktu.
Genel Merkez önüne gelen kalabalığın profiline baktığımızda, zorlamayla gelmiş, CHP ile hiçbir bağı olmayan insanların da bulunduğunu gördük. CHP Genel Merkezi tarihinde böylesine aciz bir durumda kalmadı.
Bursa’dan Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğe giden bir otobüs insan vardı. Hadi özel olarak gidenleri de sayalım; onlarda da bir minibüs vardı. Buna rağmen Güvenpark bayramlaşmasına Bursa’dan toplam 620 partili veya gönüllü insan hiçbir beklentisi olmadan, büyük bir coşkuyla katıldı.
Güvenpark’ta alana geldiğimizde alana zorla girebildik. On binlerin akın akın Güvenpark’tan Anıtkabir’e aktığını yaşayarak gördüm.
Bayramın üçüncü günü yapılan bayramlaşmada Güvenpark’ta toplanan takribi 200 bine yakın yurttaş, Özgür Özel’e verdiği destekle CHP Genel Merkezi önüne zorlamayla toplanmış bin ila bin beş yüz kişilik kitleye karşı net bir mesaj verdi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği mesajlar ise tam anlamıyla utanç doluydu. Söyledikleri bana hiç de yabancı gelmedi. “FETÖ’cüler tarafından kandırıldım, bundan dolayı özür diliyorum” söylemini daha önce de duymuştuk.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı duyguyu FETÖ’cülerin darbe girişimi sonrasında farklı şekilde ifade etmiş ve “Allah beni affetsin” demişti.
Sayın Kılıçdaroğlu, Bursa’dan FETÖ kaçağı olduğu iddia edilen Aykan Erdemir’i milletvekili ve Parti Meclisi üyesi ben yapmadım.
CHP’nin kapılarını kripto FETÖ’cülere, eski MHP’lilere açıp makamlar tahsis ettiğinizi biliyoruz…
Bu ülke yurttaşı olmayan, siyasal İslamcı kimlikli Ekmeleddin İhsanoğlu’nu MHP iş birliğiyle CHP’li seçmene cumhurbaşkanı adayı olarak dayatıp ardından “Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz” anlayışını seçmene benimsetmeye çalışan ben değildim.
Kılıçdaroğlu’na bir kaç sorum olacak:
Haklarında türlü türlü rüşvet iddiaları bulunan önceki dönem Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ve Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ile nasıl bir özel” diyaloğunuz var?
Vallahi insan yapılan konuşmalara şaşırıyor.
Kemal Bey; rüşvetle, ahlaksızlıkla suçladığınız belediye başkanları sizin döneminizde üçer dönem milletvekili seçildi, ardından yerel seçimlere yıllar varken peşinen aday gösterildi!
Size göre temiz dediğiniz belediye başkanları kimler, nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz?
Kılıçdaroğlu, CHP’lilere birlik ve beraberlik mesajı vermek yerine eline tutuşturulan metinle nefret söylemi yapmaktan öteye gidemedi.
Metni yazanların kim olduğu, kullanılan dile baktığımızda bilcümle anlaşılmıştır.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülkenin siyasi tarihine kötü bir final yapan kişilik olarak yerinizi alacaksınız…
Hiçbir söyleminiz gerçekleri yansıtmıyor…
Aparatların aparatı olmuşsunuz. Çok söze gerek yok. Yandaş medya sizi her ne kadar cilalasa da o kanalları izleyen insanlar bile size karşı iyi gözle bakmıyor!
Yol yakınken pişmanlığınızı dile getirin, Güvenpark’ta on binlerin yaptığı kurultay çağrısına kulak verin ve evinize gidin!!!