Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Sosyal Medya Utanmazları, Tarih Okuyun!..

Türkiye siyaset tarihinde çok partili sisteme geçişle birlikte doğru dürüst iktidar yüzü göremeyen CHP, başta 1950’lerdeki Menderes dönemi olmak üzere çok ağır baskılara maruz kaldı. 1970’lerde esen "Karaoğlan" rüzgârıyla rahmetli Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine iktidar yüzü görebildi.

Sosyal Medya Utanmazları, Tarih Okuyun!..
Paylaş:
N

İktidar yüzü görmesine gördü lakin, o dönemki yaşamım ve gençliğim itibarıyla devletin kritik bakanlıklarındaki bürokratların ağırlıklı olarak sağ siyasal düşünceye sahip olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Ecevit’i iktidara taşıyan; dağa taşa “Karaoğlan” sloganlarını yazan ilerici ve devrimci gençlerdi. O dönemi yaşayanlar iyi bilir; en büyük siyasal operasyonları, baskıları, gözaltıları ve saldırıları sosyalistler ile devrimci gençlik yaşıyordu.

Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde devrimleri gerçekleştiren tek parti olan CHP'nin dışında o dönemde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930’da İzmir suikastı girişiminin ardından bizzat kurucuları tarafından lağvedildi. Kâzım Karabekir tarafından 1924 yılında kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ise, içerisinde Şeyh Sait ayaklanmasına destek veren yöneticilerin bulunması dolayısıyla kapatıldı.

Millî Kurtuluş Savaşı sürecinde CHP’nin temelini; 4 Ekim 1919’da Sivas Kongresi'nde toplanarak işgale karşı direniş gösteren anti-emperyalist aydın unsurların örgütlü yapılanması olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturmuştur. Bu cemiyet, 20 Kasım 1923’te CHP’nin temeli sayılan “Halk Fırkası”na katılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran parti olan CHP, kuruluş sürecinde de büyük sancılar yaşadı. Ancak bu dönemde genç Cumhuriyet'in büyümesi için atılan adımlarda başrolü oynamaya devam ediyordu. 15 Ekim 1927'de başlayan 2. Kurultay, 20 Ekim'e kadar sürdü ve tarihe geçti. Yaşadığımız tarihsel süreç; yüzyılı aşmış ulu bir çınar olan CHP’nin, kuruluşundan bugüne kadar hep içerisini kemiren kurtlar barındırdığını gösterdi.

Demokratik sisteme geçiş sürecinde CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran parti olarak devrimlerin tamamlanması noktasında emperyalizmin işbirlikçileri tarafından sık sık ihanete uğradı. Cumhuriyet devriminin en önemli temel taşı olan Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla da bu devrimler maalesef sekteye uğramıştır.

O dönemin öngörüsüz CHP kadroları içerisine sızan işbirlikçi unsurlar arasında, Köy Enstitülerinin kapatılması için büyük mücadele verenler olmuştur. Hatta Demokrat Parti'ye, Köy Enstitülerinin kapatılması hâlinde seçimlerde destek vereceklerine dair söz veren Kinyas Kartal gibi CHP’liler bu ihanete öncülük yapmıştır.

Her türlü ihanete rağmen 103 yaşına kadar varlığını sürdüren bir çınar olan CHP'nin iktidarı yakalama fırsatı bulduğu her dönemde, parti içerisindeki ihanet çeteleri iktidar olunmasını engellemek için her türlü gayriahlaki yola başvurmuştur.

Geldiğimiz noktaya baktığımızda; CHP, tarihinin en büyük ihanetini yaşamaktadır.

Darbe dönemleri dışında CHP, her zaman kongre ve kurultaylarda seçilen kurullar tarafından yönetilir. Kongreler ve kurultaylar YSK denetiminde yapılır, seçim sonucunda 3 günlük itiraz süresi içinde itirazlar değerlendirilir. Herhangi bir seçimi etkileyici usulsüzlük görülmezse kazanan tarafa mazbatası verilir. CHP’de mahallelerde üyeler tarafından seçilen delegeler ilçeleri, ilçelerde seçilen il delegeleri il yönetimlerini, illerde seçilen kurultay delegeleri ise partinin ülkeyi yönetecek kadrolarını seçer. Bu demokratik sistem, taban iradesinin doğrudan yansımasıdır.

AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı sürecinde, CHP'nin 2019 yerel seçimleriyle başlayan yükseliş trendi maalesef 2023’te yapılan genel seçimlerde iktidar olmakla taçlandırılamadı. Çünkü 2023 seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu ve onu yönlendiren derin güçler, kendisinin cumhurbaşkanı adayı olması için süreci manipüle ettiler; kazanamayacağı yönündeki tüm telkinlere rağmen Kılıçdaroğlu, ısrar ve inatla aday olmakta diretti. Hatta Levent Gültekin, Kılıçdaroğlu ile yaptığı bir sohbette; Kılıçdaroğlu'nun "geriye dönüşünün olmadığını ve aday olmak zorunda olduğunu" bizzat dile getirdiğini iddia etti.

Seçim sonrası gerçekleştirilen CHP’nin 38. Büyük Kurultayı’nda kartlar yeniden karıldı ve Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday olarak çıktı. Bugünkü mahkeme yoluyla partiye çökülme girişimlerinin asıl bahanesi; o kurultayda bazı gayriahlaki yöntemlerle delegelere rüşvet verildiği ve telefon dağıtıldığına dair, kurultaydan tam 1,5 yıl sonra maksatlı olarak ortaya atılan iddialardır.

Asıl süreç, kurultayın hemen ardından hizip çalışmalarını yürütmesi amacıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’da lüks, dayalı döşeli bir ofis açılması ve seçim yenilgisini hazmedemeyen şer cephesinin bu ofiste bir araya gelmesiyle başladı. 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin yüzde 37’lik bir oranla 1. parti olarak çıkması AK Parti'yi rahatsız ettiği kadar, yerel seçimlerde partisinin yenilgisini bekleyen ve kurultayı kaybeden CHP içindeki güruhu da şoke etti.

Kurultay yenilgisini kabullenemeyenler ellerinden geleni artlarına koymadılar ve her türlü kötülük için organize bir şekilde çalışarak "CHP’nin iktidara giden sürecini nasıl baltalarız?" düşüncesi üzerine mesai harcadılar. AK Parti artığı Hatay eski Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın kurultaya ilişkin açtığı davanın yanı sıra, Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş hakkında asılsız iddialar ortaya atan eski Muş Gençlik Kolları Başkanı olan şahsın açtığı dava da bu kumpas sürecine dâhil edildi. AK Parti, siyasi rakibi olan CHP’nin iktidar yürüyüşünden doğal olarak rahatsız olacaktır; ancak asıl vahim olan başkadır.

Asıl vahim olan tablo şudur:

CHP içerisindeki ihanet cephesi, 38. Büyük Kurultay yenilgisini içlerine sindiremedikleri için her türlü işbirlikçiliği yaparak AK Parti'yle ittifak içine giren organize bir kötülük çetesine dönüşmüştür. Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 15 milyon vatandaşın ön seçimi ile CHP’nin doğal Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu olmak üzere, iktidar yürüyüşünü hedef alan bu çetenin faaliyetleri dikkat çekicidir.

Kaset komplosuyla CHP’ye genel başkan olan, hiçbir siyasi geçmişi bulunmayan, SGK genel müdürlüğü döneminde sıkıntılı bir bürokrat olan ve girdiği her seçimi kaybeden bu şahsın siyaset arenasında ısrar ve inatla neden tutulduğuna dair haklı kaygılar ve söylentiler yıllarca dile getirildi. 79 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu sürecin bir aktörü olarak kullanarak her anlamda perde arkasından yöneten, Avukatı Celal Çelik denilen şahıs çok iyi araştırılmalıdır!..

Bu tür söylentilere ve dedikodulara önceleri itibar etmedik, hatta son dakikaya kadar "Yok artık, o kadar da olmaz!" dedik… Ama oldu…

Gelinen süreçte yaşananlara bakıldığında, mevcut yapıyla CHP ile iktidar yolu bitmiştir. Yeni bir yolda, yeni bir sol parti ile iktidar yürüyüşü yapılmalı ve bu kurtuluş sürecine tüm toplumsal muhalefet katılmalıdır.

 

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı