Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Milletvekilliği "Meslek" mi?

Siyaset sosyolojisinin temel taşlarından Max Weber, siyasetçiyi ikiye ayırır, “Siyaset için yaşayanlar ve siyasetten geçinenler”.

Milletvekilliği "Meslek" mi?
Paylaş:
N

 

Milletvekilliği "Meslek" mi?

Modern demokrasilerde parlamento, halkın iradesinin somutlaştığı en yüce makamdır.

Ancak son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de, "milletvekilliği" kavramının anayasal tanımı ile pratik uygulaması arasında derin bir uçurum oluştuğunu gözlemliyoruz.

Bir yanda milletin vekâletini taşıyan "geçici bir onur görevi" ideali, diğer yanda hayat boyu sürdürülen "profesyonel bir kariyer" gerçekliği bulunmakta.

Siyaset sosyolojisinin temel taşlarından Max Weber, siyasetçiyi ikiye ayırır, “Siyaset için yaşayanlar ve siyasetten geçinenler”.

Etik açıdan ideal olan, bireyin bir dava veya hizmet aşkıyla meclise girmesi ve görevini tamamladığında asıl mesleğine geri dönmesidir.

Anayasamız, vekilin sadece kendi seçmenini değil, tüm milleti temsil ettiğini söyler. Bu, vekilliğin yerel veya şahsi bir çıkar kapısı değil, ulusal bir sorumluluğu olduğu anlamı taşır.

Yine Anayasamız, vekilliği diğer tüm ticari ve bürokratik işlerden soyutlamayı amaçlar. Bu da vekilin "bağımsız" kalmasını sağlar.


Profesyonel Siyasetçi Sınıfı

Türkiye’nin son 6 dönemine (2007-2026) baktığımızda, kağıt üzerindeki "geçicilik" ilkesinin yerini "kalıcılığa" bıraktığını görüyoruz.

Son 20 yılda TBMM aritmetiğinde Devlet Bahçeli, İsmet Büyükataman, Engin Altay ve Faik Öztrak gibi isimlerin 6 dönem (yaklaşık 19-20 yıl) kesintisiz görev yapması, milletvekilliğinin artık bir "uzmanlık alanı" veya "ömür boyu kariyer" olarak algılandığının kanıtıdır.

Siyasetin meslek haline gelmesi, beraberinde ciddi etik riskler getirir.

Vekillik bir meslek olarak görüldüğünde, vekilin önceliği "milletin çıkarı"ndan ziyade, bir sonraki seçimde tekrar listeye girebilme mücadelesine dönüşür.

Uzun yıllar mecliste kalan bir isim, görev süresi bittiğinde bu sürede edindiği çevre ve bilgiyi ticari bir avantaja dönüştürme fırsatı yakalar.

Koltukların on yıllar boyunca aynı isimler tarafından işgal edilmesi, toplumun değişen demografik yapısının (gençler, kadınlar, yeni uzmanlık alanları) meclise yansımasını engeller.

"Eğer bir makam, hizmet bittikten sonra terk edilemiyorsa; o artık bir hizmet makamı değil, bir mülkiyet alanı haline gelmiştir."

 

Etik Bir Reform Mümkün mü?

Türkiye’de siyasi etiğin tesis edilmesi için milletvekilliğinin "profesyonel bir iş" olmaktan çıkarılıp, yeniden "kamu hizmeti" zeminine oturtulması gerekmektedir. Bunun yolu ise şeffaf yasal düzenlemelerden geçer.

Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) raporlarında da belirtildiği gibi, Türkiye'nin acilen vekillerin ticari ilişkilerini ve çıkar çatışmalarını denetleyecek bir yasaya ihtiyacı vardır.

Sadece partilerin tüzüğüne bırakılmayan, anayasal veya yasal bir "maksimum dönem" sınırlaması, meclisin tazelenmesini zorunlu kılabilir.

Vekilliğin bir "zenginleşme aracı" olmadığı, kamuoyuna açık mal bildirimleri ile ispatlanmalıdır.

Sonuç olarak; siyaset tecrübe gerektiren bir alan olsa da, bu tecrübe toplumdan kopuk bir "kast sistemi" yaratmamalıdır.

Milletvekilliği, bir kişinin hayatının tamamını kaplayan bir meslek değil; hayatının bir döneminde milletine sunduğu en yüksek feragat ve hizmet süreci olarak kalmalıdır.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı