Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Siyasetin Kaybettiği Yer

“Siyaset yalnızca iktidar olmak sanatı değildir. Aynı zamanda toplumu dinleme sorumluluğudur.”

Siyasetin Kaybettiği Yer
Paylaş:
N

Siyasetin Kaybettiği Yer

Vatandaşın Sessizliği

“Siyaset yalnızca iktidar olmak sanatı değildir. Aynı zamanda toplumu dinleme sorumluluğudur.”

Uzun yıllardır siyasetin içindeyim.

Seçim meydanları gördüm.

Kongre salonları gördüm.

İktidarları da gördüm, muhalefetleri de…

Kazananları da gördüm.

Kaybedenleri de…

Ama bugün ilk kez başka bir şey görüyorum.

Siyaset konuşuyor.

Vatandaş susuyor.

Oysa demokrasilerde olması gereken bunun tam tersidir.

Konuşması gereken millettir.

Dinlemesi gereken ise siyasettir.

Bugün Türkiye’de iktidar kendi doğrularını anlatıyor.

Muhalefet kendi haklılığını anlatıyor.

Televizyon ekranlarında tartışmalar bitmiyor.

Sosyal medya hiç susmuyor.

Fakat bütün bu gürültünün içinde duyulmayan tek bir ses var.

Vatandaşın sesi…

Emekli geçinemiyor.

Genç geleceğini göremiyor.

Esnaf maliyet hesabı yapıyor.

Çiftçi üretmenin hesabını değil, ayakta kalmanın hesabını yapıyor.

Anne çocuğunun eğitimini düşünüyor.

Baba kira gününü bekliyor.

Ve bütün bu insanların ortak bir sorusu var.

 

“Bizi kim dinliyor?”

 

Siyaset yalnızca seçim kazanmak değildir.

Siyaset güven kazanmaktır.

Çünkü güvenini kaybeden siyaset,seçim kazansa bile toplumu kaybeder.

Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı daha yüksek sesle konuşan siyasetçiler değildir.

Daha iyi dinleyen siyasetçilerdir.

Bir ülkede insanlar artık konuşmaktan vazgeçmişse…

Bunun adı huzur değildir.

Bunun adı umutsuzluktur.

İşte beni endişelendiren de budur.

Çünkü umudunu kaybeden toplumlar önce siyasetten uzaklaşır.

Sonra birbirinden uzaklaşır.

En sonunda da geleceğe olan inancını kaybeder.

Oysa siyaset umut üretme sanatıdır.

Kutuplaşma üretme sanatı değil.

Bugün artık kendimize şu soruyu sormak zorundayız.

Siyaset gerçekten vatandaşın gündemiyle mi meşgul?

Yoksa vatandaş,siyasetin gündemini uzaktan izleyen bir seyirciye mi dönüştü?

Bu sorunun cevabını vermeden ne ekonomi düzelir…

Ne adalet güçlenir…

Ne demokrasi derinleşir…

Çünkü demokrasinin gerçek sahibi siyasetçiler değildir.

 

Millettir.

 

Siyasi partiler demokrasinin araçlarıdır.

Amaç değildir.

Bu nedenle hiçbir siyasi parti eleştiriden muaf değildir.

Hiçbir iktidar sorgulanamaz değildir.

Hiçbir muhalefet de kendisini toplumun üzerinde göremez.

Demokrasi,hesap sorabilme cesaretidir.

Ve hesap verebilme olgunluğudur.

Ben bu köşede hiçbir siyasi partinin sözcüsü olmayacağım.

Hiç kimsenin alkış memuru da olmayacağım.

 

Doğruya doğru…

Yanlışa yanlış…

Bunu söylerken de tek pusulam olacak.

Hukuk.

Demokrasi.

Liyakat.

Şeffaflık.

Sosyal adalet.

Eğer bir gün iktidar bu ilkeleri güçlendiriyorsa bunu yazacağım.

Muhalefet bu ilkelerden uzaklaşıyorsa onu da yazacağım.

 

Çünkü demokrasi,taraftar değil,yurttaş olmayı gerektirir.

Ben bu köşeyi kimseyi övmek için açmıyorum.

Kimseyi peşinen mahkum etmek için de…

Ben bu köşeyi bir sorumluluğun gereği olarak açıyorum.

Çünkü inanıyorum ki,

Siyasetin en büyük rakibi artık başka bir siyasi parti değildir.

Siyasetin en büyük rakibi, vatandaşın umudunu kaybetmesidir.

Ve umut kaybolursa…

Hiçbir seçim gerçek bir zafer değildir.

 

Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Sevda Erdoğdu
18.07.2026 12:25
Çok güzel bir yazı. Vatandaş kime inanacağını,kime güveneceğini şaşırdı.En güvendiklerimiz elimizde patlıyor.
WhatsApp
İhbar Hattı