İstanbul'da Halk TV merkezine düzenlenen operasyonla kanala TMSF tarafından kayyum atandı ve yayın durduruldu. Başsavcılık, "rüşvet ve kara para aklama" iddialarıyla yürüttüğü soruşturmada 30 milyar liralık işlem hacmine dikkat çekerken, siyaset ve basın dünyası karara sert tepki gösterdi.
"Halk TV üdehale.docx" dosyasına göre, 14 Ekim 2026 Çarşamba sabahı saat 05:15 sularında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele ve KOM ekipleri tarafından Halk TV'nin Zeytinburnu'ndaki merkez binasına operasyon düzenlendi. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kanal yönetimi TMSF'ye devredilerek kayyum atandı ve saat 06:30 itibarıyla kanalın yayını tamamen durduruldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ve ilişkili şirketlere yönelik "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla soruşturma yürüttüğünü açıkladı. İddialar arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ihalelerinde 14 milyon 464 bin TL kayıt dışı rüşvet ödenmesi ve toplam 30 milyar 352 milyon TL'lik şüpheli işlem hacmi bulunuyor. Soruşturma kapsamında 11 kişi gözaltına alınırken, Mahiroğlu'nun da aralarında bulunduğu 4 kişinin yurt dışında olduğu ve 1 kişinin arandığı bildirildi.
Operasyon sırasında binaya gelen kayyum heyetinin "birlikte çalışma" teklifi, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş tarafından "haksız ve hukuksuz bir işlem yapıldığı" gerekçesiyle reddedildi. Cafer Mahiroğlu ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, iddiaların kurgu olduğunu savunarak, daha önce kendisine ve kanala yönelik eleştirilerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef aldı ve "Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir, polis Halk TV'de" ifadelerini kullandı.
Karar siyaset ve medya dünyasında büyük yankı uyandırdı. CHP'deki "mutlak butlan" tartışmalarının ardından Kılıçdaroğlu'nun kanala yönelik eleştirileri gündemdeki yerini korurken, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel kararı "diktatörlerin yapacağı bir iş" olarak niteledi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş da basın özgürlüğünün ihlal edildiğini belirterek uygulamaya karşı çıktı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve DİSK Basın-İş gibi meslek örgütleri ise "basın hürdür, sansür edilemez" diyerek tepkilerini dile getirdi.