Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

“İshal olmayın” talimatına yargı tokadı

Bursa’da 13 yıl çalıştığı bankada yöneticisinin baskı ve aşağılayıcı davranışlarına maruz kaldığını belirterek dava açan bankacı, hukuk mücadelesini kazandı. Çalışanlara “Sık tuvalete gitmeyin, ishal olmayın” şeklinde talimatlar gönderildiğini tespit eden mahkeme, bankayı manevi tazminata mahkûm etti. Karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından oy birliğiyle onandı.

BURSA 08.11.2026 10:52 Kurti Baba 93 okuma Okuma Süresi: 4 dk
“İshal olmayın” talimatına yargı tokadı
Paylaş:
N
Bursa’da 13 yıl çalıştığı bankada yöneticisinin baskı ve aşağılayıcı davranışlarına maruz kaldığını belirterek dava açan bankacı, hukuk mücadelesini kazandı. Çalışanlara “Sık tuvalete gitmeyin, ishal olmayın” şeklinde talimatlar gönderildiğini tespit eden mahkeme, bankayı manevi tazminata mahkûm etti. Karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından oy birliğiyle onandı.

BURSA – Bir bankada çalışanların tuvalet ve mola sürelerine yönelik uygulanan baskı, yargıya taşındı. Çalışanlara elektronik posta yoluyla “İshal olmayın” uyarısında bulunulmasına kadar uzanan olayda, 13 yıllık banka çalışanının sistematik psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığına hükmedildi. İş Mahkemesi tarafından verilen manevi tazminat kararı, istinaf incelemesinin ardından Yargıtay tarafından da onandı.

13 yıllık çalışanın mobbing mücadelesi

Bir bankada 13 yıl boyunca takım lideri olarak görev yapan çalışan, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından İş Mahkemesi'ne başvurdu.

Davacı bankacı, çalıştığı birimde görevlendirilen ikinci müdürün sert, tehditkâr, aşağılayıcı ve rencide edici yönetim anlayışına karşı çalışanların yaşadığı sorunları üst yönetime bildirdiğini, bu şikâyetin ardından ise kişisel olarak hedef alındığını öne sürdü.

Müdürün kendisine yönelik baskıyı artırdığını belirten çalışan, mola sürelerinin sürekli denetlendiğini, diğer çalışanlara verilen idari izinlerden yararlandırılmadığını ve çalışma ortamında yalnızlaştırıldığını iddia etti.

Davacı ayrıca, takım liderlerinin katıldığı bir toplantıda kendisine yönelik ağır hakaretlerde bulunulduğunu, oturduğu yerin değiştirilerek müdürün tam karşısına alındığını ve sürekli gözetim altında tutulduğunu ifade etti.

“Sık tuvalete gitmeyin, ishal olmayın”

Davanın en dikkat çekici ayrıntısı ise banka yöneticisinin çalışanlara gönderdiği elektronik postalar oldu.

Mahkeme tarafından incelenen yazışmalarda, çalışanların molalarını uzatmamaları, sık sık tuvalete gitmemeleri ve hatta ishal olmamaları yönünde ifadelerin yer aldığı belirlendi.

Mahkeme, çalışanların temel ihtiyaçlarına kadar uzanan bu müdahalelerin rencide edici nitelikte olduğunu değerlendirdi.

Tanık anlatımları ve elektronik postalarla, çalışanın tuvalete arka arkaya iki kez gitmesinin dahi sorun edildiği, mola saatlerinin özel olarak takip edildiği ve kendisine yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanıldığı ortaya konuldu.

Şikâyet etti, işinden oldu

Davacı, yöneticisinin davranışlarını üst makamlara bildirmesine rağmen sorunların çözülmediğini, aksine üzerindeki baskının giderek arttığını savundu.

Yaşadığı süreçte psikolojik ve fiziksel sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten bankacı, depresyon ve hipertansiyon teşhisiyle tedavi gördüğünü ileri sürdü.

İşten çıkarılmasının da kendisine yönelik yıldırma politikasının devamı olduğunu iddia eden çalışan; manevi tazminat, maddi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talebinde bulundu.

Davalı banka ise iş sözleşmesinin iş yerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle, çalışanın bütün yasal hakları ödenerek feshedildiğini savundu.

Banka avukatı, Disiplin Kurulu tarafından yapılan incelemede çalışana özel bir yıldırma veya mobbing uygulanmadığı sonucuna ulaşıldığını belirterek davanın reddini istedi.

Mahkeme: Psikolojik taciz ispatlandı

Dosyayı inceleyen İş Mahkemesi, tanık beyanları, elektronik postalar ve sağlık raporlarını birlikte değerlendirerek çalışanın sistematik psikolojik tacize maruz kaldığı sonucuna ulaştı.

Kararda, bankanın çalışanın performansının düşük olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı, aksine tanıkların çalışanın performansının iyi olduğunu ifade ettiği vurgulandı.

İşten çıkarma gerekçeleri arasında gösterilen iletişim sorunlarının da yöneticinin davranışları nedeniyle diğer takım liderlerinin davacıyla iletişimini kesmesinden kaynaklandığı belirtildi.

Mahkeme, çalışanın yerinin değiştirilerek gözetim altında tutulduğunu, mola saatlerinin özel olarak kontrol edildiğini ve aşağılayıcı davranışlara maruz bırakıldığını tespit etti.

Ayrıca bankanın küçülme gerekçesiyle işten çıkarma yaptığı savunulmasına rağmen aynı gerekçeyle başka bir çalışanın işten çıkarılmadığına dikkat çekildi.

“Rencide edildi, yalnızlaştırıldı”

Mahkeme kararında, davacının uzun süre boyunca rencide edildiği, dışlandığı ve yalnızlaştırıldığı belirtildi.

Çalışanın şikâyetlerine uzun süre yanıt verilmediği ve ardından iş sözleşmesinin feshedildiği değerlendirilerek bu sürecin psikolojik taciz niteliğinde olduğu kabul edildi.

Sunulan doktor raporlarının da çalışanın yaşadığı olaylardan sağlık yönünden olumsuz etkilendiğini ortaya koyduğu ifade edildi.

Mahkeme, bu gerekçelerle davacının manevi tazminata hak kazandığına hükmetti. Ancak maddi tazminat ve ayrımcılık tazminatının koşullarının oluşmadığına karar vererek davayı kısmen kabul etti.

Yargıtay kararı oy birliğiyle onadı

Yerel mahkemenin kararına itiraz eden banka, dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşıdı.

İstinaf incelemesinde, İş Mahkemesi'nin olaylara ilişkin tespitleri ve hukuki değerlendirmeleri yerinde bulundu. Bankanın istinaf başvurusu esastan reddedildi.

Bunun üzerine banka, kararı temyiz ederek Yargıtay'a başvurdu.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, manevi tazminata hükmedilen kararı oy birliğiyle onadı.

Böylece çalışanın uzun süreli baskı, aşağılanma, dışlanma ve işten çıkarılmayla sonuçlanan süreçte psikolojik tacize maruz kaldığı yönündeki mahkeme kararı kesinleşti.

Çalışan hakları açısından önemli karar

Yargıtay tarafından onanan karar, iş yerlerinde yöneticilerin çalışanlara yönelik davranışlarının hukuki sınırları açısından dikkat çekici bir örnek oluşturdu.

Özellikle tuvalet ve mola ihtiyaçlarının baskı aracına dönüştürülmesi, çalışanların diğer personelden farklı uygulamalara tabi tutulması, sürekli gözetlenmesi ve şikâyetlerinin ardından işten çıkarılması gibi davranışların birlikte değerlendirilerek psikolojik taciz olarak kabul edilmesi önem taşıyor.

Karar, iş yerinde sistematik biçimde sürdürülen aşağılayıcı ve yıldırıcı uygulamaların, gerekli delillerle ispatlandığında işverenin manevi tazminat sorumluluğunu doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: İHA
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Coşkun Aral’ın sergisi Misi’de açıldı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Coşkun Aral’ın sergisi Misi’de açıldı
WhatsApp
İhbar Hattı