Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Karıncanın Balı ve Kaybolan Denge

Bir zamanlar küçük bir karınca yaşarmış. Yaz boyunca hiç durmadan çalışır, toprağın altında yuvasını kurar, kış geldiğinde aç kalmamak için gece gündüz emek verirmiş.

Karıncanın Balı ve Kaybolan Denge
Paylaş:
N

Karıncanın Balı ve Kaybolan Denge

Bir zamanlar küçük bir karınca yaşarmış. Yaz boyunca hiç durmadan çalışır, toprağın altında yuvasını kurar, kış geldiğinde aç kalmamak için gece gündüz emek verirmiş. Günlerden bir gün karşısına büyük bir bal kavanozu çıkmış. Karınca, hayatında ilk defa bu kadar büyük bir nimet görmüş. Balın kokusu onu kendine çekmiş.

Karınca kendi kendine, “Ben bu baldan sadece küçük bir lokma alayım. Çünkü ben de bunun için yıllarca çalıştım.” demiş.

Ama tam baldan küçük bir parça alacakken, daha güçlü olanlar gelmiş. “Bu bal herkese yetmez, düzen böyle,” demişler. Karıncanın aldığı küçücük lokma bile fazla görülmüş. Kimileri kavanozun başına kurulmuş, kimileri balı paylaşmanın yollarını kendi çıkarlarına göre değiştirmiş. Karınca ise elindeki küçücük payla yetinmek zorunda kalmış.

Yıllar geçmiş…

O gün karıncanın hakkı olan küçük bir lokma bile çok görülürken, bugün geldiğimiz noktada mesele sadece bir lokma bal olmaktan çıkmış. Mesele, adaletin terazisinin dengede olup olmadığı meselesine dönüşmüş.

Bugün bir tarafta sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışan, geçinebilmek için ek iş yapan, ailesine daha iyi bir hayat sunabilmek için sürekli mücadele eden insanlar var. Çalışıyorlar, üretiyorlar, yoruluyorlar; ancak yine de hayalini kurdukları refah seviyesine ulaşmakta zorlanıyorlar.

Diğer tarafta ise hiçbir büyük çaba göstermeden sistemin sunduğu imkanlarla yaşayan, alışveriş merkezlerinde zaman geçiren, sık sık tatillere gidebilen ve hayatın nimetlerinden daha kolay yararlanan bir kesim bulunuyor. Elbette herkesin yaşam şartı ve tercihi farklıdır; ancak asıl sorun, emeğin karşılığı ile elde edilen imkanlar arasındaki uçurum büyüdüğünde ortaya çıkıyor.

Bir de balın içine düşenler var…

Onlar da başlangıçta balın bolluğunu bir fırsat sanıyorlar. Daha fazla, daha fazla derken bir süre sonra o balın içinde çırpınmaya başlıyorlar. Çünkü ölçüsüzlük, sadece yokluk yaşayanları değil, fazlasına sahip olanları da esir alabiliyor. Adaletin olmadığı yerde ne aç kalan huzur buluyor ne de fazlasına sahip olan gerçekten özgür kalabiliyor.

Bir toplumda karıncaların emeği görülmez, alın teri değersizleşirse; bal kavanozunun başında duranların sayısı artar ama o balın üretildiği düzen zamanla zarar görür.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, herkesin aynı miktarda bala sahip olması değil; herkesin emeğinin karşılığını alabildiği, kimsenin hakkının küçücük bir lokma kadar bile görülmediği bir denge kurabilmektir.

Çünkü adalet terazisi bir kez kayarsa, sadece karıncalar değil, sonunda bütün toplum bunun ağırlığını hisseder.

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı