Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Türk Siyasetinde Milletvekilliği

Vekillik neden bir "meslekten" öte, yüksek maliyetli ve yüksek getirili bir yatırım projesine dönüştü?

Türk Siyasetinde Milletvekilliği
Paylaş:
N

Türk Siyasetinde Milletvekilliği

Bir önceki yazımda milletvekilliği sürelerini ele almıştım. Bu yazımda maddi yönüne bir bakalım.

Modern demokrasilerde "milletin vekili" olmak, teorik olarak bir feragat ve hizmet makamıdır. Ancak günümüz Türkiye’sinde bu makamın algılanışı, anayasal tanımından uzaklaşarak ekonomik güvence, sosyal statü ve "siyasi sermaye biriktirme" sürecine evrildi.

Vekillik neden bir "meslekten" öte, yüksek maliyetli ve yüksek getirili bir "yatırım projesi"ne dönüştü?

Milletvekilliğinin bir meslek olarak görülmesinin en temel sebebi, sunduğu ekonomik ayrıcalıklardır. Türkiye’de vekillik, sadece görev süresince değil, görev bittikten sonra da devam eden bir "ömür boyu güvence" paketine sahiptir.

En büyük etik tartışmalardan biri, hem milletvekili maaşı alıp hem de emekli milletvekili maaşı alabilme (halk arasında "çift maaş" olarak bilinen) sistemidir. Bu durum, vekilliği "emeklilikte dahi en yüksek gelir grubunda kalma" garantisi haline getirmektedir.

Ücretsiz sağlık hizmetlerinden (vekil ve ailesi için), diplomatik pasaporta ve yüksek yolluklara kadar uzanan haklar, bu görevi "kamu hizmeti" olmaktan çıkarıp, toplumun genelinden kopuk bir "ayrıcalıklı sınıf"a dönüştürmüştür.

Vekilliğin meslekleşmesi, henüz adaylık aşamasında başlar.

Ülkemizde seçilebilir bir sıradan aday olmanın maliyeti, sıradan bir vatandaşın karşılayamayacağı boyutlara ulaşır.  Aday adaylık başvurusuyla başlayan; billboardlar, saha çalışmaları, sosyal medya reklamları ve parti genel merkezlerine yapılan "bağışlar" ile devam eden süreç, bir adayın milyonlarca lira harcaması anlamına gelir.

Bu denli yüksek bir sermayeyi "hizmet etmek için" harcamak, rasyonel ekonomik mantıkla çelişir. Bu durum, seçilen vekilin göreve başladığı andan itibaren ilk önceliğinin "seçim harcamalarını telafi etmek" veya "harcadığı sermayenin siyasi ve ekonomik rantını toplamak" olması düşüncesine yol açar.

Siyasi Rant

Türkiye’de siyasetin bir "zenginleşme aracı" olup olmadığı tartışması, şeffaflık eksikliğinden beslenmektedir. Siyasi etik yasasının bulunmaması, bu alanı denetimsiz bırakmaktadır.

Milletvekillerinin mal bildirimlerinin kamuoyuna açık olmaması, göreve gelirken varlığı ile görevi bıraktığındaki varlığı arasındaki farkın sorgulanmasını engellemektedir.

Uzun dönemli (4-5-6 dönem) vekillerin meclisteki komisyonlarda kurduğu ilişkiler, görev sonrasında büyük şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri veya danışmanlıklar ile "nakde" çevrilmektedir. 

Bir isim 20 yıl boyunca aynı koltuğu işgal ettiğinde, o koltuğun sunduğu "ekonomik ve sosyal güç" o kişinin kimliği haline gelir ve bu gücü bırakmak imkansızlaşır.

Asgari ücretle geçinen halkın temsilcisi olan kişinin, halkın yaklaşık 10-15 katı gelirle (maaş + emekli maaşı + yan haklar) yaşaması, vekilin "temsil ettiği kitlenin sorunlarını hissedemez" hale gelmesine (empati kopuşu) neden olur.

Etik İflas mı, Reform mu?

Milletvekilliği, yüksek sermaye ile girilen ve görev süresince bu sermayenin katlanarak geri alındığı bir ticari alan olmaktan çıkarılmadığı sürece, "siyasi etik" bir temenniden öteye geçemeyecektir.

Görev, "maddi cazibesi" için değil, "hizmet onuru" için istenilir hale getirilmelidir.

Tüm milletvekillerinin ve birinci derece yakınlarının mal varlıkları her yıl, bağımsız bir etik kurul tarafından denetlenmeli ve kamuoyuna sunulmalıdır.

Siyasetin sadece zenginlerin veya arkasında büyük sermaye grupları olanların yapabileceği bir iş olmaktan çıkarılması için, hazine yardımları ve kampanya harcamaları sıkı denetlenmelidir.

Milletvekilliğini bir "meslek" veya "zenginleşme aracı" olarak gören anlayış, demokrasinin altını oymaktadır.

Görevini gerçek anlamda yerine getiren çok kıymetli vekillerimiz yok mu? Var tabii ki. Onları ayrı tutuyorum…

Meclis, halkın kaderinin tayin edildiği yer olmaktan çıkıp, vekillerin kendi ekonomik geleceklerini garanti altına aldığı bir mekanizmaya dönüşmemelidir.

 

Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Ümit Gündüz
13.05.2026 10:22
Tespitleriniz o kadar doğruki
Sokaktaki vatandaş özellikle siyasi parti üyeleri, seçim çalışmalarına katkı sağlamak istemiyor .Vekil olarak çıktığı yolda basmak gib kullanıldığını düşünüyor.Diğer boyutu da işlevini kaybetmiş bir mecliste vekilin temsilliyetti bir anlam ifade etmiyor. Aldığı maaş ve diğer harcamaları ile vatandaşın sırtında bir yük olmaktan ibaret oluyor.
WhatsApp
İhbar Hattı