Yargıtay 4. Ceza Dairesi, şarta bağlı olarak sunulan tekliflerin rüşvet suçunu oluşturmayacağına hükmetti. Emsal nitelikteki kararda, belirlenen şartın gerçekleşmemesi durumunda rüşvet sözleşmesinin hukuki konusunun ortadan kalkacağı vurgulandı. Göçmen kaçakçılığı davasında yerel mahkemenin beraat kararı onandı.
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 252. maddesi kapsamında 4 ila 12 yıl hapis cezası öngörülen rüşvet suçuna ilişkin Yargıtay'dan emsal nitelikte bir karar çıktı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, şarta bağlı rüşvet anlaşmalarının suç unsuru oluşturmayacağını netleştirdi.
Dava dosyasına göre, göçmen kaçakçılığı şüphelisi bir şahıs, göçmenlerin sınırı geçmesi halinde belirli bir ödeme yapma taahhüdünde bulundu. Güvenlik güçlerinin şikayeti üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturmada sanık hakkında "rüşvet vermek" ve "hakaret" suçlarından dava açıldı. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığa hakaret suçundan hapis cezası verirken, rüşvet suçundan beraat kararı hükmetti. İstinaf mahkemesinin itirazları reddetmesi sonrasında dosya Yargıtay temyiz incelemesine taşındı.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde Ceza Genel Kurulu'nun kötiyeleşmiş kararlarına atıf yaparak, rüşvet suçunun konusunun doğrudan işin yapılması ya da yapılmaması olduğunu belirtti. Şart gerçekleşmediği takdirde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceğini ve anlaşma konusunun kendiliğinden ortadan kalkacağını vurgulayan Daire, somut olayda sanığın sınırdan göçmen geçirdiğine dair delil elde edilemediğine dikkat çekti. Yerel mahkemenin suç vasfına yönelik tespitinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmeden Yargıtay, temyiz istemini esastan reddederek hükmü oy birliğiyle onadı. (İHA)